Unai Emery – Bir Dominasyon Başlıyor: 2013-14 (II. Part)

Spartak Moscow takımından kovulan Emery bir buçuk aylık bir aranın ardından 14 Ocak 2013 tarihinde Sevilla takımının yeni hocası olarak duyurulmuştu. Bir önceki menajer Michel’in 12. Sırada bıraktığı Sevilla için sezonun sonunu getirmek oldukça zor gibi geliyordu…

Endülüs bölgesinin köklü ekiplerinden Sevilla, 2011-12 sezonunu dokuzuncu tamamlamış ve 2004’ten beri ilk kez Avrupa’ya katılamamıştı. 2006-08 arası başarı dönemlerini aramaktalardı. Tam olarak yükselişe geçmeyi bekleyen bir ekipti. Böylesine yükselmeyi arzulayan ekibin başına da tıpkı takımın kendisi gibi daha yüksekleri hedefleyen Unai Emery’nin getirilmesi de kaderin bir cilvesi olsa gerek.

Emery, Spartak Moscow’da bulduğundan çok daha rahat bir ortam bulmuştu. Elindeki takımdan son sezonlardaki performansından ötürü beklentiler aşırı yüksek değildi. Ayrıca yönetmesi gerekmesi çok yüksek egolar da yoktu. Olsa dahi kendisini rahatlıkla ve İspanyolcası ile ifade edebileceği bir ortama kavuşmuştu. Zaten hali hazırda takımdaki oyuncular taktiğine ve onun sağlayacağı serbestiyi de oldukça pozitif şekilde kullanabilecek oyunculardı. 2012-13 sezonun kalanında daha çok idare-i maslahatçılık yapacaktı. Sezonu 9. Olarak tamamlamışlar ve Kral Kupası’nda da yarı finale kadar yükselmişlerdi. Sezonun ortasında gelmiş bir hoca için hiç de fena bir sıralama değildi. Ayrıca Avrupa açısından da iyi bir haber CAS’dan gelmişti. Malaga’nın UEFA turnuvalarından menedilmesi ve Rayo Vallecano’nun da katılım için gerekli lisansı alamaması sebebiyle şans 9. Sıradaki Sevilla’ya gülmüş ve UEFA Avrupa Ligi’ne katılım hakkı elde etmişti. Önümüzdeki üç senede kasıp kavurdukları UEFA Avrupa Ligi’ne…

kişi içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Yeni Sezon

2013-14 sezonunun başında geçtiğimiz sezonu 42 maçta 31 golle tamamlayan Alvaro Negredo 20 Milyon Euro’ya 14 Milyon Euro’luk Jesus Navas ile Manchester City’nin yolunu tutmuştu. Ufak tefek satışlarla da belli oyuncularını kaybeden Emery, bu oyuncuların yerini doldurmak için gelen paranın yanında oldukça cüzi miktarda kabul edilebilecek transferlerde bulunmuştu. Bu transferler maliyetlerine tezat olarak takıma oldukça katkılarda bulunacaktı. Özellikle Kevin Gamerio ve Carlos Bacca transferleri hem takımda bulundukları sürelerde önemli parçalardan biri olmaları, hem de gelecekte yüksek meblağlara satılmaları bakımından takımın izlemesi gerek politikaları net şekilde göstermekteydi. Finansal alanda gösterilen bu başarının artık sahada da tezahür etmesi gerekiyordu. İşte bu şekildeki bir tablo ile Emery yeni sezona başladı. 12. Haftaya kadar ligde inişli çıkışlı ilerleyen takım özellikle bir önceki hafta yaşanan 7-3’lük Real Madrid yenilgisi sebebiyle akıllara yine “acaba takım yine mi güçten düşecek?” sorularını getirmişti.

Fakat sonrasında 8 maçlık bir yenilmez serisi yapmaları sonucu biraz daha toparlamışlardı. İkinci yarı çok daha iyi bir Sevilla vardı. Ligde deplasmanda Atletico Madrid’den alınan 1 puan, Real Madrid karşısında alınan 2-1’lik galibiyet ve ligin son haftalarına doğru oluşturulan 6 maçlık galibiyet serisi… Takım neredeyse geçen seneye nazaran çok devasa değişiklikler yaşamadan ligi 5. Sırada bitirdi. Emery’nin oyunu artık etkisi yavaş yavaş göstermeye başlıyordu. Ivan Rakitic sistemindeki en önemli oyuncu konumundaydı. Oyunu merkezden yöneten ve rakip savunmaları dağıtan bu Hırvat oyuncu, Emery’nin ona tanıdığı serbesti ile oyunundaki en kritik rolü oynuyordu. Lakin daha kimse Emery’nin estirdiği bu rüzgârın bir fırtına olduğunun ve bu fırtınanın UEFA Avrupa Ligi’ni kasıp kavuracağının farkında dahi değildi. Emery’nin UEFA Avrupa Ligi’ne koyacağı hegemonya 2013-14 sezonunda, henüz ilk tam sezonunda başlayacaktı…

Hanedanlık Başlıyor

UEFA Avrupa Ligi’ne Üçüncü Ön Eleme Turu’ndan katılan Sevilla, bu turda ve Play-off Turu’nda karşılaştığı rakiplerini elemekte zorluk yaşamadı ve UEFA Avrupa Ligi’nde H Grubu’nda Slovan Liberec, Freiburg ve Estoril gibi ekiplerle eşleşip 3 galibiyet ve 3 beraberlikle grubu lider tamamladı. Sonrasında sırasıyla Maribor, Real Betis, Porto gibi rakiplerini eleyerek yarı finale yükseldi. Yarı finalde ise rakip eski dost, yeni rakip Valencia’ydı.

Eski takımı Valencia karşısında ilk maçını 2-0 kazandı. Rövanş maçı ise Sevilla için oldukça zor geçecekti. İlk 26 dakikada 2 gol bulan Valencia tüm kuvvetiyle Sevilla yarı sahasına yüklenmişti. 69’da buldukları 3. Gol ile tur şansı Valencia’ya dönmüştü. Zaman geçiyor ve Sevilla final şansını kaybediyordu. Dakika 90+4’ü gösterdiğinde taçtan gelen topu Fazio Valencia sahasına şişiriyor, kafa vuruşuyla golü Valencia kalesine bırakan Mbia turu Valencia’nın elinden alıyordu. 3-1 kaybetse de deplasman golü kuralı sayesinde Sevilla finale yükselmişti. Maç sonu saha kenarında çıldıran Emery Mestalla orta sahasına kadar çılgınlarca koştu. Geçen sezonu 9. Tamamlayan, ligin yarısında hocasıyla yolunu ayıran bir takımın sadece bir sene sonra geldiği nokta, ortadaki sportif aklı bizlere gösteriyor. Sportif Direktör Monchi’nin de büyük payının olduğu bu geri dönüşteki en büyük aslan payı ise bir sene önce soğuk Rusya steplerinden kovulup ülkesine dönen Unai Emery’nindi.

çayır, kişi, spor, atletik oyun içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Final

Finaldeki rakip ise Bela Gutmann lanetine rağmen zirveleri zorlayan, geçen sene de bu kupada final oynamış Benfica’ydı. Unai Emery’nin Bela Gutmann lanetini bozmak gibi bir niyeti olmadığından olsa gerek savunmasına dayandığı bir kadroyu sahaya sürdü. Ivan Rakitic, Beto, Carlos Bacca, Moreno… Jorge Jesus’un Benfica’sı maçın genelinde bastıran, atak yapan takım iken sistematik karşı presi ve kontratakları ile Sevilla hem kendi savunmasını kilitliyor hem de rakibin kilidini açmaya çalışıyordu. Ivan Rakitic orta sahada üstlendiği rolle, Beto ise yaptığı kritik kurtarışlarla ve hızlı kontratakların başlangıç noktası olmasıyla maçın yıldızlarından olmuşlardı. Topu kapan Sevilla uzun toplarla topu Rakitic’e uzatıyor; sahanın neredeyse her yerine adımını atan serbest roldeki Rakitic defansın dengesini bu şekilde sarsarak açıklar yaratıyor ve ilerideki arkadaşlarına pozisyon oluşturmak için oyunu kuruyordu. Sistem tıkır tıkır işliyor; lakin gol gelmiyordu. Topu kaptırdıkları anda yaptıkları 2-3 oyunculu sert pres sayesinde Benfica’nın pek çok atağını başlatmadan durdurabilmişlerdi.

kişi, spor, atletik oyun, basketbol içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

90 dakikası ve uzatma dakikaları 0-0 eşitlikle biten maç penaltılara uzadı. 4 penaltının 2’sini kurtaran Beto seri penaltı atışlarının yıldızı oluyor; Gamerio’nun penaltısı ile Sevilla tarihinde 3. Defa UEFA Avrupa Ligi kupasını müzesine götürüyordu.

Son penaltı sonrası sahayı baştan başa turlayan Emery içinse güzel günler henüz başlıyordu…

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir