Terim, Yarışa Tutundu

Galatasaray, Göztepe maçı sonunda yarışa tutundu. Haftalardır lige havlu atmakta ısrar etse de, Beşiktaş’ın “geri dön” çağrısını bu kez kırmadı. Terim ve takımının “saha dışı” olaylara “saha içinde” nasıl reaksiyon verdiğini konuşacağız biraz, hoş geldiniz.

 

İLK 11

Terim, Yarışa Tutundu

 

Olmayan transferden sebep oyunculara küsmeler, zar zor kazanan kadroları inat adına bozmamalar, formasyon maceraları… Bu kez doğruyu bulmuş görünüyordu Terim.

Şahsen maçtan önce skor yapabilecek oyuncu eksikliğinden Emre Kılınç’ın yerine Oğulcan’ı tercih ederdim ama aşağı yukarı çıkabilecek en doğru 11’in sahaya sürüldüğünden herkes hemfikirdir diye düşünüyorum.

 

 

NE DEĞİŞTİ ?

Kişisel fikrim, Galatasaray’ın saha içi en büyük sorunu ve Fatih hocanın tüm yanlış kadro denemeleri patron-işçi dengesini oturtamamakla alakalıydı. Yani taşıyacak ve taşınacak oyuncuları belirlemekte hata yapıyordu Fatih hoca. Belhanda’dan sonra, onun yerini doldurabileceği çok fazla opsiyonu yoktu Galatasaray’ın. İdeal kurgusuyla da, 4-4-2 ile de özellikle orta sahada organize olamıyordu bir türlü. Bu noktada Feghouli’ye şans verilmemesi çok enteresandı. Çok iyi bir maç çıkarmasa da, defansif zafiyetlerini diğer oyuncuların giderdiği Feghouli ve yönettiği yüksek tempolu genç oyuncuları izledik. Organizatör olarak varlığı her zaman kritik olacak Galatasaray için.

 

Terim, Yarışa Tutundu

 

Maça geçecek olursak; 9. dakikada Diabate’nin attığı inanılmaz gol herkese “yine mi” dedirtti. Zira bu sene geriye düştüğü hiçbir maçı kazanamadı Galatasaray. Ancak belki de ilk kez sahada bir oyun disiplini olduğu net olarak görülüyordu. “Aç” oyuncularla yüksek tempoda oynadığı maçı kazanmayı bildiler. Aslında sezonun ilk yarısında Fatih hocanın inşa ettiği oyunu gördük bir bakımdan. Yüzeysel olarak bakacak olursak; set hücumunda ana plan, forvet oyuncusunun oyuna katıldığı, Taylan’ın önündeki 4’lünün ceza sahasına koşu attığı ve skor yükünün dağıldığı bir düzen diyebiliriz. İlk yarıda ileri uçta ceza sahası golcüsü olan Diagne vardı. Bu maçta forvette oynayan Halil’in stoperleri sırtlayıp arkadaşlarına boş alan yaratması Galatasaray’a yetti. Skor işini Halil-Kerem bağlantısıyla halledip net bir galibiyet aldı Galatasaray.

 

3 gol attığı için maçın yıldızı elbette Kerem’di. Ancak Halil Dervişoğlu’na da ayrı bir parantez açmak gerek. Gole kadar kötüydü ama sonra çok iyi toparladı. Sırtı dönük oyunu bilen, arkadaşlarına sürekli boş alan yaratan, bağlantı oyununu mükemmel oynayabilen Firmino vari bir forveti olduğunu öğrenmiş oldu Galatasaray. Fiziğini geliştirdiği takdirde potansiyeli çok bariz. Oynadıkça özgüven kazanacak ve gelişim kat edecek bir oyuncu. Özellikle oyun bilgisi çok yüksek. Bu bakımdan başta dediğim gibi Oğulcan’ı görebilseydik daha farklı şeyler izleyebilirdik. Gedson’un, Belhanda değil de Emre Kılınç’ın rolünde oynayınca 2 maçtır oyuna neler kattığını gördük. 17 ikili mücadelenin 12’sini kazanması ve oyuna kattığı dinamizmle Emre’den daha fazla potansiyeli olduğu kesin. Dolayısıyla beğenmeme rağmen Emre Kılınç’ın da artık kenarda kalabileceğini düşünüyorum. Gizli kahraman Taylan, Etebo’dan yerini tekrar aldı. Verimlerini tartışmaya açmadan, ikilinin sadece bu maçtaki değişmesine bakarak pas oyunundaki rolünün dağlar kadar olduğunu görebiliriz. Topsuz oyundaki savunma defolarını da kullanamadı Göztepe.

3. golden sonra oyun disiplininden kopulması, sağ bek sorunu, duran toplara hala çalışılmıyor olması ve rölantide olan oyuna yedeklerin bir şey katamaması Galatasaray adına oyunun olumsuz yanlarıydı.

 

 

GÖZTEPE

 

 

Oyunun hiçbir bölümünde “puan alacağım” hissi uyandırmadılar. Galatasaray’ın temposuna ayak uyduramadılar. Özellikle orta alanın kontrolünü çok kolay kaybettiler ve fazla boşluk verdiler. Galatasaray’ın savunmasını öne çıkarmasına rağmen, Halil Akbunar gibi bir silahı varken pozisyon bulamadı Göztepe. Ünal hoca, takımı çok ekstra bir golle öne geçmesine rağmen plansızlıktan sınıfta kaldı. Takımı doğaçlama oynuyor gibiydi.

 

 

SONUÇ

Uzun zaman sonra oyun kurgusu olarak doğruyu bulmuş gibi görünen Terim, takımını şampiyonluk yarışında tutmayı başardı. Beşiktaş maçına kadar en zor maçlar önümüzdeki 2 haftada oynanacak olan Trabzonspor ve Antalyaspor maçları olarak gözüküyor. Çember daraldığı için artık aynı oyun kurgusu üzerinden, maçlar özelinde ufak değişiklikler yaparak aynı oyuna devam edileceğini düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir