Telleri Aşmak

“Gençlerbirliği’nde altyapı ile A takımın antrenman sahaları arasında sadece bir tel örgü vardır. Altyapıdaki bütün oyuncuların hedefi o telleri aşmaktır.”

C:\Users\Feyza\AppData\Local\Microsoft\Windows\INetCache\Content.Word\tesis.jpg

2020-2021 sezonunun devre arasında Trabzonspor’a transfer olan Berat Ayberk Özdemir böyle anlatıyor belki de birçoğunun hedefini. Gökhan Gönül, İrfancan Kahveci, Mert Çetin ise o telleri aşmayı başaranlardan yalnızca birkaç tanesi. Şimdi tellerin arkasından gelip bir büyük adım daha atmak için hazırlanan bir isim var; Arda Kızıldağ.

unnamed

Adı şu sıralar büyüklerle anılan Arda, aslında sezon başında pek de ideal 11’de düşünülmüyor, Zargo Toure ve Diego Angelo stoper tandemini oluşturuyordu Gençlerbirliği takımında. Fakat bu ikilinin sallantılı performansı ve bireysel hataları bir şekilde 11 yolunu Arda’ya açtı, Arda da deyim yerindeyse ayağına gelen fırsatı tepmedi ve kalıcı olmayı başardı.

Ülkemiz standartlarında genç sayılan yaşına rağmen, her ne kadar Doğan Alemdar, Gökdeniz Bayraktar, Rıdvan Yılmaz ve Ersin Destanoğlu gibi isimler bu eşiği geriye çekse de, sahada kendine güvenen tavrı, sorumluluk almaktan çekinmeyen duruşuyla dikkat çekmeyi başardı Arda. Kötü bir sezon geçiren ve küme düşmekten kurtulamayan Gençlerbirliği takımında belki de biraz olsun iyi giden tek şey, onun yükselen performansıydı. Zaman zaman sağ bek oynadığı maçlar olsa da bu uzun lig maratonun büyük bölümünde sağ stoperde izledik onu. Güçlü fiziği ve uzun boyuyla hava toplarında rakiplerine karşı sağladığı üstünlük bir yana, yüksek oyun konsantrasyonuyla yaptığı pas araları ve kademe bilgisiyle de ön plana çıkmayı başardı.

Bütün bu artılarının yanında oyuncunun zayıf olduğu noktalardan da bahsetmek daha sağlıklı olur sanıyorum. Arda’nın geriden oyun kurma anlamında hala istenilen yeterliliğe sahip olmadığı aşikâr. Takım çıkarken yaptığı isabetsiz paslar ve sonucunda gelen top kayıpları, bu sezon Gençlerbirliği kalesinde çokça tehlikelere sebep oldu. Bunun yanına bir de tabir-i caizse “sakarlıkları” eklenince izleyenlerin aklında bir soru işareti de oluşturmuyor değil genç stoper.

Şöyle bir düşününce ilk akla gelenler, 2-1 mağlup oldukları Ankaragücü maçında iyi performansına karşın kendi kalesine attığı gol ve bütün maç Aboubakar’a nefes aldırmazken evlerindeki Beşiktaş maçında, üçüncü golden önce Josef’e indirdiği top oluyor. Çeşitlendirebileceğimiz daha da örneği var bu yalpalamalarının esasen. Zaman içinde bu sallantılarını da aşabilir, daha soğukkanlı kalabilir mi? Neden olmasın? 22 yaşında, kariyerinin başında bir oyuncudan bahsediyoruz nihayetinde. Bir de çokça tecrübe gerektiren bir mevkide oynadığını var sayarsak, gelişime açık olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz sanıyorum.

Sezon ortasında adı Beşiktaş’la sıkça anılmıştı Arda’nın. Ancak sezonun bitmesiyle söylentiler iyiden iyiye dile gelmeye başladı. Gelin biraz da Beşiktaş cephesinden bakalım bu olası transfere. Sergen Yalçın’ın sezon başından beri gösterdiği Welinton ısrarı sebebiyle, aslında hocanın o bölgedeki oyuncusundan beklentisini az çok anlayabiliyoruz. Her ne kadar çoğu zaman sert şekilde eleştirilse de kabul etmek gerekir ki Beşiktaş’ın sezonun geneline yaydığı dominant oyunun birincil kahramanlarından biri de Welinton Souza oldu. Rakip hücumculara sırtı dönük top alma izni vermeyen tek hamleleri takımı sürekli olarak önde tuttu ve atak sürekliliğinin sağlanmasında, oyunun rakip sahaya yıkılmasında önemli bir rol oynadı Brezilyalı.

Ne zaman şans gelse iyi bir oyun sergileyen Montero’nun üçüncü stoper konumuna düşmesinin temel sebebi de bu esasen. Baktığımız zaman Montero, defanstan çıkarken dikine attığı toplarla ve oyun kurulumu üzerindeki pozitif etkisiyle Welinton’dan bir tık daha önde, hava hâkimiyeti konusunda da asla ondan geride değil. Ama Sergen Yalçın Hoca’nın o mevkideki istekleri farklı olunca Welinton-Vida ikilisinin ideal tandem haline gelmesi kaçınılmaz oldu.

Dolayısıyla önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligi oynayacak Beşiktaş takımının Welinton’u kesebilecek bir stoperden beklentisi, muhtemelen yine aynı şekilde hamleli, fakat daha az sakar ve daha çabuk olması olacaktır. Arda Kızıldağ bu özelliklere uyuyor mu derseniz, belli ki henüz değil. Bu yüzden de Arda’nın Beşiktaş takımına gelip 11 oyuncusu olabileceğine pek ihtimal vermiyorum. Durum böyleyken Beşiktaş yönetiminin rotasyona girecek bir isme bonservis bedeli ödemeyi göze alacağını da zannetmiyorum. Onun yerine, bu bütçeyi muhtemelen direkt oynayacak bir oyuncuya ayırmayı düşüneceklerdir. Fakat TFF güncel olarak açıkladığı yabancı kuralında ısrarcı olacaksa, bu transferin olasılığı yükselebilir pek tabi. Böyle bir senaryoda da Anadolu kulüplerinde oynayan pek çok yerli oyuncunun bonservis bedellerinin 1’ken 5 olması da kaçınılmaz hale geliyor hepimizin malumu olduğu üzere. Ancak hâlihazırda zor bir durumda olan Gençlerbirliği, bonservis anlamında büyük bir beklentiyle gelmezse bu transferin gerçekleşebileceği, daha doğrusu ancak bu koşulda gerçekleşmesi gerektiği görüşündeyim.

Bu uzun transfer döneminde ne olur ne biter bilinmez. Ama o telleri aşan Arda, belki de yarın motorları maviliklere sürer. Hep birlikte göreceğiz…

Latest posts by Feyza (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir