Süleyman Seba ve Beşiktaş Değerleri

Süleyman Seba ve Beşiktaş Değerleri

Süleyman Seba vefat ettiğinden beri tam 7 yıl geçti. O zamanlar liseyi yeni bitirmiş bir gençtim. Şimdi daha iyi anlıyorum Süleyman Seba ve Beşiktaş değerlerini. Ölüm yıl dönümünde hakkında birkaç bir şey karalamak istiyorum izninizle.

Süleyman Seba dönemini birkaç enstantene dışında hatırlayamıyorum. “Bir Yudum İnsan”a konuk olduğu ve içini döktüğü bölümler, hayal meyal hafızamda. Bir de Faik Çetiner moderatörlüğünde Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve Trabzonspor Başkanı Mehmet Yılmaz ile birlikte – ki maalesef bu olayın tekrarı günümüzde mali anlamda bıçak kemiğe dayandığında gerçekleşmiştir – aynı programda yer almış ve herkes ona saygı duyup onun beyefendiliği ile söylediği güzel mesajlardan ders çıkarmıştır. Ardından başkanlığa veda konuşması gelir. Koca salona karşı elleri ve sesi titreyen Beşiktaş Onursal Başkanı Süleyman Seba, hayatını adadığı kulübe veda eder.

Yıllar yılları kovaladı onun ardından 3 kişi daha oturdu başkanlık koltuğuna. Yavaş yavaş sağlığının kötüye gittiğine dair haberler yayılmaya başladı. İnzivaya çekilmişti sanki. Beşiktaş’ın mabedi İnönü Stadyumu’nun  yıkılmadan önceki son 19 Mart töreninde Pascal Nouma, bu tarihî statın ilk golünü atan Süleyman Seba’nın elini öpmüş, o ise kendisini selamlayan Beşiktaş tribünlerine el sallayarak cevap vermişti. Kısa süre sonra asılsız iddialarla içeri alınan eski Beşiktaş kaptanı ve yeni teknik direktörü olan yeğeni Tayfur Havutçu için “Ben yaparım. Tayfur yapmaz.” demişti. Ekranlardan kaçan Süleyman Seba, son bir röportaj vermişti çiftliğinde. Koca camia kendini hazırlamaya başlamıştı onun yokluğuna. Tam da böyle bir zamanda Rıdvan Akar, onu sonsuza kadar yaşatmak  ve dünyada bir yer daha edinmesini sağlamak için aynı isimde hem kitap yazdı hem de belgeselini çekti. Beşiktaş’ın Derviş’i Süleyman Seba…

Süleyman Seba ve Beşiktaş Değerleri

13 Ağustos 2014’te beklenen oldu. Beşiktaş’ın sembolü Süleyman Seba, hayata gözlerini yumdu. Futbolcusundan taraftarına, yöneticisinden herhangi bir vatandaşa kadar herkes onu anıyordu. Küs olduğu Kara Kartal’ın meşhur üçlüsünün Feyyaz’ın mektubu herkesin içinde buruk bir tat bıraktı. Belki de uzun süre sonra ilk kez spor camiası birleşmişti görkemli cenaze töreninde. “Ahmet Dursun, Seba gitsin!” denilen ve vakti geldiğinde yuhalanan Süleyman Seba, her zaman olduğu gibi öldükten sonra kıymeti anlaşılan insanlar kervanına katılmıştı. Herkes; onun sözlerini, yaptıklarını, anılarını ve videolarını döker olmuştu.

Zengin olduğu halde gönül verdiği Beşiktaş’ta futbolcu olmayı seçen ve bir yandan da eğitimini sürdüren Süleyman Seba, yaşadığı sakatlıklar sonucu erkenden hem milli takım hem de Beşiktaş’ta futbolu bırakmak zorunda kalmıştı. Çeşitli görevlerde Beşiktaş’a hizmet eden Süleyman Seba, yeri geldiğinde başkan olmaktan da çekinmedi. Ödenen borçların ardından hızlı bir tesisleşmeye gidildi ve altyapı geliştirilerek Beşiktaş Özkaynak düzeni kuruldu. Amaç Beşiktaş’ın geleceğini kurtarmaktı. Tüm bu zorluklar içerisinde gerçekleştireceği projeleri anlattığı sırada Beşiktaş’ın bir diğer diğeri Hakkı yeten dayanamayıp Süleyman Seba’yı alnından öptü ve yakın zamanda kendisini kaybettiğimiz Türk spor medyasından İlyas Namoğlu, çektiği fotoğrafla birlikte bu anı ölümsüzleştirmişti.

Ne kendisi siyasete girdi, ne de Beşiktaş’ın çekilmesine izin verdi. Daima “Beşiktaş, halkın takımıdır.” dedi. Başka cümlelerde kurdu “şerefli ikincilikler” gibi. Şu an ne kadar altı boşaltılsa da o zamanda gerçekleşenlere baktığımızda ne kadar anlamlı bir cümle olduğunu anlamak zor olmasa gerek. “Beşiktaşlılık, bir değerler manzumesidir.” diyerek siyah – beyaz felsefeyi dile getirdi. Tek ricası, “Beşiktaş’ı üzmesinler.” idi. Veda  konuşmasını şu şekilde bitirdi: “Herkesi bir zaman için aldatabilirsiniz. Bazı kişileri her zaman aldatabilirsiniz. Ama herkesi her zaman aldatamazsınız! Ben kimseyi hayatım boyunca aldatmadım.” Bu tüm yaşamını sadece Beşiktaş’a adayan ve haksızlığa uğradığını düşünen yorgun bir adamın haykırışıydı.

Karşılık beklemedi. Beşiktaş için cebinden harcadığı gibi kulüp kendi ayakları üzerinde durabilsin diye çaba verdi. Çikolata reklamında bile oynadı siyah – beyaz renkler için. Semtten ayrılmadı. Lüks yaşamadı. Kendisi için hayat değil hayal bile kurmadı. Varı yoku Beşiktaş’tı. Başkalığı sona erdiğinde geride bir sürü kupa, kendisinin kurdurduğu bir müze, kolej takımı, borçsuz bir kulüp ve Beşiktaş değerleri bıraktı.

Birçok güzel insanla yoldaş oldu. Hulusi Baba gibi yöneticilerle, Gordon Milne gibi hocalarla, Bilal Meşe gibi gazetecilerle, Sanlı kaptan gibi oyuncularla, Zülal Gök gibi Beşiktaş’a adanmış hayatlarla ve niceleriyle… Hepsini sevdi ve onlara değer verdi. Ama zor bir insandı. Sinirli, inatçı, gelenekçi ve belki de biraz huysuz… Kabuldü bunlar. Kolay değildi bütün hayatını sevdiğin renklere vermek, bu uğurda sevdiğin insanları kaybetmek, zorluklarla mücadele etmek, centilmenlikten ödün vermemek, gururlu kalmak, asla pes etmemek, yeni bir düzen kurmak ve yaranamayıp kalbi kırılmak. Belki çok dostuyla küsmüştü. Ama en sevdiği şarkı “Eski Dostlar” idi ve o, hiç dostlarını unutmazdı aynı bizim onu unutmayacağımız gibi.

Süleyman Seba ve Beşiktaş Değerleri

Bu son 7 yılda gerek ülkede gerek camiada çok şey değişti. Her geçen an Beşiktaş değerleri ile Süleyman Seba karakterinin ne kadar örtüştüğünü haklı çıkarıp hayatımızda da kullanabileceğimiz bir yaşam felsefesi olduğunu gösterdi. Ne yazık ki vakit geçtikçe daha az hatırlamaya başlar olduk her zaman yaptığımız gibi. Dün yeni sezonu açarken anısına giydiğimiz siyah forma, sosyal medya paylaşımı ve 1 – 2 mesajla kaldı. Hâlbuki her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Ama mesele anmak değil. Mesele, ona hayatınızda yer verip rol modele dönüştürebilmek.

Süleyman Seba’nın tek derdi Beşiktaş’tı. Sürdürdüğü dava sadece siyah – beyaz renklere gönül verenlere değil herkese ışık oldu. Eminim ki bir yerlerden bakıyor bize. Sen merak etme Baba! Evlatların, seni anlamayı sürdürecek ve vazgeçmeyecektir. Marşa ekleme yapmak istedim. Selam söyle bizden onlara; Şeref Bey’e Baba Hakkı’ya, Metin Oktay’a, Lefter’e, Can Bartu’ya, Ali Sami Yen’e, Yusuf Tunaoğlu’na, İlyas Namoğlu’na, Vedat Okyar’a, Kazım Kanat’a, Optik Başkan’a, Mühendis Oktay’a ve nicelerine… Bir başka anmaya kadar (!) hoşça kal Süleyman Seba…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir