No | Yok Aslında Birbirimizden Farkımız

NO | Yok Aslında Birbirimizden Farkımız

Karşımızda 2012 yılında çekilmiş kurmaca-belgesel ve yer yer politik sayabileceğimiz film “No”. Ve de diktatör Pinochet’nin 1988 referandumundaki yıkılışını filmin iskeleti yaptığı, öte yandan asıl hikayede siyasi bir ton yerine daha Hollywood bir anlatı kullandığından, izleyicileri de ikiye bölmüş bir yönetmen Pablo Larraín.

No

Gael Garcia Bernal’in başrolünü üstlendiği No filmi, Pablo Larraín’in hem hikayedeki hem de çekim yöntemlerindeki seçimleriyle tam olarak kimseyi memnun edememiş gibi görünüyor. Bir yandan diktatörlüğün yıkılışını konu alması ancak diğer taraftan rejimin yerle bir edilişini bir reklam propagandası sayesindeymiş gibi göstermesi, filmin tuhaf bir tutarsızlığı. Hollywood üslubu derken kastettiğim de buydu aslında. The Imitation Game filminde savaşı bitiren asıl vesilenin o dönem icat edilen bir bilgisayar olması gibi. Hikayenin dramatik yapısı için fena bir yol gibi görünmese ve seyir zevki açısından işe yarasa da, kolaya kaçılmış ve dağınık görüntüsünü kamufle edememiş. Fakat filmi politik saymak yerine farklı bir yere konumlandırırsak işin rengi değişebilir. Reklamcılığın konu edildiği ve siyasi bir gündem üzerinden anlatı kurulduğunu varsaydığımızda filmin puanının da artacağı aşikâr. Çünkü böylesi bir senaryoda tarihi bir kaygı güdülmediği için filmin doğruları ve mesajları daha kuvvetli biçimde ortaya çıkıyor.

Gelelim çekim yöntemlerine. Kurmaca-belgesel tarzında çekilmesi ve görüntülerin aktüel kamerayla sunulması filmin gerçeklik hissiyatını artırıyor. Yönetmen belki filmin politikliğini veya seyircinin bağ kurabilmesini buradan sağlamak istemiş olabilir. Ancak yine aynı noktaya çıkacağız. Eğer film politikse düşünce gerçekten mantıklı. Fakat filmin içinde bulunduğu siyasi durum sadece bir tat unsuru olarak kullanılması amaçlandıysa yersiz bir fikir gibi görünüyor. Güney Amerika dinamikleriyle örülmüş ama oldukça Amerikan bir film olduğunu söyleyebilirim No için. Her şeye rağmen No, fena sayılmayacak hoş bir seyirlik.

No

Yok aslında birbirimizden farkımız

No filmine sinema açısından bakmadığımızda aslında göreceklerimiz artıyor. Eskiden gazetelerde “7 farkı bulun” bulmacaları vardı. Resim aynı resim ama ufak nüanslar birbirinden ayırıyordu iki görseli. İşte tam da öyle hissedeceğimiz bir 120 dakika. Hele ki kıyaslayacağımız diğer resim bu topraklardansa. Son günlerdeki Boğaziçi olaylarında gördüğümüz polis şiddeti, muhalif sesleri bastıran otoriter güç, manipülasyon üzerine kurulmuş bir karalama ve hamaset dolu bir sistem. Bunlar filmde karşımıza çıktığı anda kendi hayatımızla bağ kuracağımız hazin görüntüler. Hatta yer yer iç sesinizin “yahu bizde bile durum daha ürpertici” diyeceğine eminim. Filmdeki yaşananlar Şili’deki gerçeğin bir kesiti olsa da, bizim de gerçeğimiz olduğunu gözlemlemek işten bile değil. Adı konulmuş bir diktatörlük ile bu kadar benzer görüntüleri kafamızı kaldırıp baktığımızda da görebiliyor oluşumuz ise trajik olmaktan çok daha öte.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir