METİN OLAMAMAK

“Herkes Maradona, Pele olmak isterken mahalle maçlarında, ben hep Metin Tekin oluyordum.”

Sarı fırtına Metin Tekin | Sporlar, Football, Futbol

Ayrılık, veda, ya da terk ediş. Gitmeleri nasıl tanımlarsak tanımlayalım verdiği üzüntü ve öfkenin taraftar nezdinde sancılarının ne kadar çekilmez olabileceğini hepimiz tatmışızdır şu zamana kadar. Takımının bir parçası demek, senin de bir parçan demektir aslında bir noktadan sonra. Kimini çok seversin, kimini biraz daha az… Yıllarca evine, kalbine misafir ettiğin adamlar bir gün arkasını dönüp gittiğinde ise bu bazı zamanlar sarsıcı olur.

il capitano: Alışamadıklarımız! #2 [Feyyaz Uçar - Fenerbahçe]

Taraftar olarak bizler takımlarımızı pek tabi amatör bir ruhla destekliyor, deyim yerindeyse etimizle, kemiğimizle adanıyoruz armaya. Böyle büyük bir bağlılık insanı etkisi altına alınca da bir noktadan sonra futbolculardan da aynı tavrı beklemek kaçınılmaz oluyor. Çoğu zaman onların profesyonel olduğunu, bu işten para kazandığını unutup, tıpkı bizim duyduğumuz türden bir sevgi ve bağlılık bekliyoruz takımımıza karşı. Yıllar içinde pek çok kez şahit olduğumuz fırtınalı ayrılıklar olsa da, her defasında sanki ilkmiş gibi birine bağlanmaktan, muhabbet duymaktan geri duramıyoruz işte.

Gökhan Gönül ve Caner Erkin'in akıbeti belli oldu

Son yıllarda büyük takımlar arasında yapılan transferler öncesine göre çok daha normalleşse de geçmiş depremlerin artçıları kaç yıl geçerse geçsin sarsmaya devam ediyor aslında bugünü. Bu depremlerin en büyüklerinden biri ise hiç şüphesiz “Beşiktaş’tan başka takımda forma giymem” diyen Tümer Metin’in 2006 yılında Fenerbahçe’ye attığı imza olmuştu. Adına besteler yapılan, arabasının tekerleri patlatılan, forumlarda telefon numarası dağıtılan bir linç figürü oldu Tümer Metin uzunca bir zaman. Kim haklıydı, kim haksızdı, affedildi ya da affedilmedi… Tüm bunlar herkesin kendi vicdanında verebileceği kararlar esasen. Belki de üzerinden neredeyse on beş yıl geçmişken bu mevzuları tekrar tekrar konuşmak da bir anlam ifade etmeyecek ama güncel olarak yorumculuk yapan Tümer Metin, kurduğu her cümlenin, yaptığı her eleştirinin altında sanki hala geçmişin izlerini taşıyor…

Tümer Metin'den sert açıklama - TRT Spor - Türkiye`nin güncel spor haber kaynağı

Sezon başında “Hocası efsane kontenjanından Beşiktaş’a hoca oldu. Artık Beşiktaş’ta liyakat bitmiş” sözleriyle hem Sergen Yalçın’ın hem de Beşiktaş taraftarının tepkisini çeken Tümer Metin, bir de üstüne geçen hafta oynanan Ankaragücü-Beşiktaş maçının ardından Sergen Hoca’nın hakemle ilgili yaptığı açıklamaları “paranoyaklık” olarak tanımlayınca hâlihazırda Beşiktaş taraftarıyla gergin olan ilişkileri iyice kızıştı. Yakın zamanda dilediği özürse ona olan bu keskin tavrı pek de değiştirmedi haliyle.

Beşiktaş kariyeri boyunca Sergen Yalçın’ın gölgesinde kalan, hatta 100.yılda gelen şampiyonluk golünde Sergen’in filminde yan rol oynadığını belirten Tümer Metin, belki de bir camiaya ait olamama hissini en çok futbolu bıraktıktan sonra hissetti. Her defasında “Ben Beşiktaşlıyım” dese de, onun için kullanılan tanımlama pek de değişecek cinsten değildi; ne Beşiktaşlı, ne Fenerli…

Sergen Yalçın Beşiktaş'a 14 yıl sonra geri döndü! - Beşiktaş (BJK) Haberleri - Spor

Yaşım çok büyük değildi ama dün gibi hatırlıyorum gittiği günün sabahını. 7-8 yaşlarındaki bir çocuk için çok daha karmaşık oluyor bu tip ayrılıkları anlamlandırmak yetişkinlere kıyasla. Babam, amcam, dedem sessiz birer küfür savurup geçiştirirken bu transferi, benim dünyamdaki etkileri çok daha başkaydı Tümer’in Fenerbahçe’ye gidişinin. Belki de bu yüzden ne kadar öfkeli olursam olayım anlamaya çalıştım. Yıllar sonra “Tüm kötü düşünceleriniz için Tümer’den özür dilemek isteyeceksiniz” dediği kitabını sırf beni ikna edebilsin diye okudum. Gerçekten ondan özür dilemeye beni ikna edebilsin diye…

Tümer'in en zor maçı

Beni ikna edemedi ama haklılığına kendini ikna ettiği aşikâr. Tümer Metin haklı olmayı Beşiktaşlılığına tercih etti. Metin Tekin olabilmek için çıktığı bu yolda koparıldığını iddia ettiği çubukluya sırtını dönmesiyse bugün Ali Rıza Sergen Yalçın’ın taşıdığı o efsane unvanının yakınından bile geçememesinin temel sebebi oldu. Sahi Sergen Yalçın da dönmemiş miydi çubukluya sırtını? Belki de onunki çok daha çetrefilli bir yoldu, Beşiktaş dışındaki üç büyük kulübün kapısından da geçen. Peki ya neden Sergen Yalçın imza törenine on binlerce kişiyi toplayacak kadar sevilirken, Tümer Metin böylesine büyük bir antipatinin muhatabıydı?

SERGEN YALÇIN İMZAYI ATTI « Teketek Haber

“O gün sahanın ortasına bağdaş kurup, elimde mikrofonla anlatmak istedim bütün yaşadıklarımı, bütün yaşananları… Kırgınlığımı, kızgınlığımı, çubuklu formadan nasıl koparıldığımı…”

Keşke. Keşke İnönü’ye Fenerbahçe formasıyla çıktığı o ilk maç anlatsaydı dedim içimden. Belki sevildiğini yeterince hissedemediğinden gitti, belki para yüzünden, belki beklediği değeri göremediğinden. Belki de hepsinden biraz. Kendince sebepleri vardı ve yine kendince haklıydı Tümer Metin. Ama “Beşiktaş’ı satanı ben de satarım” diyen taraftar da en az onun kadar haklıydı işte. Çünkü o, taraftara karşı hiçbir zaman açık yürekli olmamıştı. Yıllar geçip, otobiyografisinde yazdığı Fenerbahçe transferini hala doğru düzgün çıkıp hiçbir yerde anlatmamıştır mesela. Beni anlamak isteyen alıp kitabı okusun diyerek olayın ucunu yine maddiyata dayandırdığında ise pek de bir şansı kalmamıştı doğal olarak taraftarın gözünde.

Sultanbeyli'li Beşiktaş'lar Mustafa Şakima | Ben Tümere Küfür Edicem - YouTube

Taraftarlarla bir iş ilişkisi kuramazsınız hiçbir zaman. Çünkü taraf olmak bir gönül işidir, bütünüyle duygulara bağlı. Yürekten gelen birkaç cümle bazen tüm hataların, yanlışların ve yaşanmışlıkların üzerine bir sünger çekilmesine yeter de artar bile. Tümer Metin bu anlamda ne yanlışlarını kabul etti, ne de kompleksli tavırlarını bir kenara bırakabildi. İkinci adam olarak görülmenin burukluğunu bir türlü üstünden atamadı. Ve bu durum yeteneklerinden ve futbolundan tamamen bağımsızdı.

“Yanlıştı bir şeyler… Üzerimde yanlış forma vardı, yanlış soyunma odasındaydım. Yaşananlar yanlıştı.”

İnönü’ye sarı-lacivert formayla çıkmanın hissettirdiklerini defalarca kez tekrarladığı “yanlış” kelimesiyle açıklarken bugün hala spot ışıklarının odağı olamamanın eksikliğiyle yaptığı yorumları da yıllar sonra “yanlış” olarak değerlendireceği kanaatindeyim kendi adıma.

Tümer Metin belki soyadının hakkını verip sağduyulu ve sabırlı olmuştur hayatı boyunca, belki her daim kendisi olmuştur, ama Tümer Metin, asla bir Metin Tekin olamamıştır. Çünkü üzerinden yıllar da geçse vefa semtini unutup gidenleri affetmezdi, affetmedi.

 

Latest posts by Feyza (see all)

One thought on “METİN OLAMAMAK

  • Şubat 1, 2021 tarihinde, saat 3:49 pm
    Permalink

    Çok güzel bir yazı olmuş. 13 yaşındaydım ben gittiğinde. Sergen ve İlhan’dan daha çok acıtmamıştı içimi ama daha çok kızdırmıştı beni. Ancak böyle anlatılabilirdi. Kaleminize sağlık.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir