İSYAN! – DİRENİŞ! – ZAFER!

   
18 Nisan Pazar gününü, 19 Nisan Pazartesi’ne bağlayan gecede Avrupa’nın önde gelen 12 kulübü, 15 takımlı Avrupa Süper Ligi’ni kurduklarını açıklamışlardı. Bu olay, futbolu derinden sarsan bir gelişmeydi. Futbolun seyri mi değişecekti ,yoksa tamamen mi bitecekti? Bundan sonraki süreç, ligin ve futbolun akıbetini belirleyecekti. Bu sürecin başrollerinde atkılılar ile kravatlılar yer alıyordu. İki taraf karşı karşıya gelmişti. Atkılılar, mevcut sistemin kalmasını; kravatlılar ise yeni bir oluşumu tercih ediyordu. Futbolseverler tarafından bir başkaldırı, bir isyan, yeni sistemin olmaması, oluşmaması için bir direniş başlıyordu.

İSYANIN BAŞLANGICI

Avrupa Süper Ligi’nin kurulduktan sonraki 3-4 günlük süreçte bu oluşumun ortaya çıkması, katılan kulüplerin oynadığı maçları fazlasıyla etkiledi. Katılan takımların çoğu hafta sonu ve pazartesi günü oynanan lig maçlarında puan kaybetti. Avrupa Süper Ligi’nin resmen kurulduktan sonra birçok futbol adamları, taraftarların daha doğrusu futbolseverlerin %95’i bu lige karşı olduklarını açıkça belirtiyorlardı. Lige katılan ya da katılmayan takımların teknik direktörleri, futbolcuları ve taraftarların yaptığı açıklamalar, bildiriler fazlasıyla etkili oldu ve 4 gün içinde katılan 12 takımdan Barcelona ve Real Madrid hariç 10 takım ligden çıktılarını açıkladı. Avrupa Süper Ligi’nin kurucusu ve Real Madrid Başkanı Florentino Perez ise ligin geçici olarak askıya alındığını duyurdu. Manchester United CEO’su ve Juventus Başkanı Andrea Agnelli’nin istifası ile sonlanan bir sürece dönüştü. Bu takımlar belki baştan katılmasa iki yönetici de geri dönüşü olmayan bir yola girmemiş olacaktı.

GALİBİYET

Bu konu ile ilgili düşüncelerimi Avrupa Süper Ligi’nin Zararları hakkında yaptığım bir yazıda belirtmiştim. O yazıda futbolun ruhunu öldüreceğini, gelecekte seyredilmeyeceğini belirtmiştim. Benimle birlikte futbolu takip eden hemen herkesin de bu konu ile ilgili benimle aynı görüşte olduğunu gözlemledim. Ayrıca UEFA’nın ve yerel yönetimlerin caydırıcı hususları da etkili oldu diyebiliriz. UEFA’nın bundan sonra kulüplere karşı tutumu ve düzenlediği organizasyonlar konusunda sistemleri de ince eleyip sık dokuması, tekrar elden geçirmesi yani kontrol etmesi gerekiyor. Çünkü, bundan sonra yaşanan adaletsizlikler olduğu takdirde büyüyen canavarın daha da büyüyüp nesiller sonra kurucu kulüpler başka oluşumları gündeme getireceklerdir. UEFA, bunu dikkate alarak doğru adımlar atarsa farklı oluşumların da gündem olmasını engelleyecektir. Artık bu gelişmelerden sonra Avrupa Süper Ligi’nin hayata geçirilmesi futbolun doğasına aykırı olduğu, futbolun mucizelerini öldürdüğü gerçeğini bilmek gerekiyor. Taraftarların, yöneticilere karşı bu maçı net bir şekilde galibiyetle sonuçlandırdığını söyleyebiliriz. Yazı ile ilgili ana fikir şu şekilde oluşturulur: ATKILILAR KAZANDI, KRAVATLILAR KAYBETTİ!!!
         

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir