God Save The PL #1

Futbolun beşiğinde yeni sezon Thames Nehri’nin kenarında harika bir stad olan Craven Cottage’da başladı. Fulham-Arsenal maçıyla başlayan 2020-2021 Premier League sezonu 2 maç hariciyle ilk haftasını tamamladı. Pandemi sebebiyle İngiltere’de maçlar seyircisiz oynanmaya devam etmekte. Bu karar, tribün etkisini en çok hissettiğimiz lig olan İngiltere futbolunun seyir zevkini bir nebze düşürmüş olsa da belki de dünyanın en tempolu ve seyir zevki en yüksek ligine yeniden kavuşmuş olmamız oldukça sevindirici. Pandeminin futbol ekonomisine vurduğu darbeyi, son yıllarda transfere yüz milyonlarca sterlin harcayan İngiliz kulüplerinin bu yazı daha sakin geçirmesinden anlayabiliriz. Chelsea dışında çoğu takımın kadrosunu büyük ölçüde koruduğu ve geçmiş sezonlara oranla görece daha mütevazı takviyeler yaptığını söyleyebiliriz. Haftanın öne çıkanlarına göz attığımız yazı sizlerle…

HAFTANIN PANORAMASI

HAFTANIN HAYAL KIRIKLIĞI MAÇI

TOTTENHAM-EVERTON

CV’si kusursuza yakın olan iki büyük teknik direktörün birbirine rakip olduğu maç kuşkusuz bu haftanın en çok beklenen karşılaşmasıydı. İki hocanın da geçen sezon ortasında kanamayı durdurması amacıyla geldiği düşünülürse asıl hedef sezonlarının bu sene olacağı aşikârdı. Tottenham transfer döneminde kadrosunu koruyup daha çok rotasyonunu zenginleştirmeye yönelik hamleler yapmıştı. Aurier’den ağzı yanan Mou, Wolves’ta çok başarılı bir sezon geçiren Matt Doherty’i kadrosuna kattı. Höjberg ve kaleci rotasyonu için de tecrübeli file bekçi Joe Hart Spurs formasını sırtına geçirdi.

Yaz transfer döneminin kuşkusuz flaş takımlarından olan Everton, ortasaha kurgusunu büyük ölçüde değiştirdi. Doucoure ve Allan transferleriyle ortasahada ciddi bir kalite artışı yaşadılar. Ancelotti’nin Bayern ve Real Madrid günlerinde fazlasıyla güvenerek formayı verdiği ve önemli ölçüde verim aldığı James Rodriguez de mavilere katıldı.

Joe Hart haricinde saydığımız tüm isimleri kadroda görmemiz oldukça sevindiriciydi. Yenilenmiş Everton orta sahasının oyunun büyük bir kısmında Spurs orta sahasına üstünlük kurduğunu söylemek yanlış olmaz. Spurs ilk yarıda Mou takımlarının kusursuza yakın oynadığı kontra atakla rakip kaleye direkt oyununu birkaç kez denedi. Moura ve Son’un yaratcılığıyla bazı pozisyonlar yakalasa da Doherty’nin kaçırdığı gol dışında ciddi bir gol girişimi olmadı.

İkinci devreye sürpriz Sissoko-Alli değişikliğiyle başlayan Mou, ilk yarıdaki zayıf oyununu da tamamiyle kaybetti. James’in ilk maçına oranla oldukça iyi bir performans gösterdiği maçta pek de iyi bir maç geçirmeyen Calwert-Lewin düzgün bir kafa vuruşuyla skoru getirdi. Golden sonra bir reaksiyon vermesi beklenen Spurs, bunun tam aksine Winks’in de çıkmasıyla rakip kaleye gidemedi. İlerideki Moura, Son ve Kane üçlüsü takımın orta sahası ile çok kopuktu. Beklentilerin biraz altında kalan maçta Everton ve özellikle James adına oldukça iyi sinyaller aldık.

HAFTANIN MAÇI

LEEDS UNITED-LIVERPOOL

Bir diğer büyük hocaların karşılaşacağı maç olan Leeds United-Liverpool mücadelesi ise fazlasıyla güzel anlara sahne oldu. Bielsa ve Klopp’un mücadelesinde gülen taraf Klopp oldu. Ayling ile birlikte ciddi potansiyele sahip olan Phillips ve Harrison maçta çok iyi performans gösterdiler. Jack Harrison’un attığı golde Phillips’in verdiği harika pas ve Harrison’un bireysel yeteneği de bu oyuncularının kumaşının ne kadar iyi olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Takımı Premier League’e taşıyan stoper tandeminin değişmiş olmasının belli sıkıntılarını bu maçta oldukça yaşadı Leeds. Brighton’a geri dönen yetenekli genç stoper Ben White’ı kaybeden Bielsa’nın ekibinde Freiburg’tan kadroya katılan Koch ve genç Struijik, Bielsa’nın başını bu sezon oldukça fazla ağrıtabilir. Yaptırılan iki penaltı da Leeds’in bu seviyede tecrübe kazanması ve daha sakin kalması gerektiğini gösteren işaretlerdi. Ancak zamanla bu basit ve tecrübesizlikten kaynaklanan hataları çözeceklerini düşünüyorum.

Geçen sezonun dominant şampiyonu Liverpool ise taraftarlarına ve futbolseverlere alıştırdığı yüksek konsantrasyonlu savunma düzeyinden uzak bir görüntü çizdi. Leeds’e düzinelerce fırsat vermeseler de özellikle Van Dijk’ın yaptığı hata ve Klich’in attığı golde savunmanın uyuması onların sezona düşük seviye odaklanmayla girdiğinin göstergesi. Bunların çok majör sorunlar olduğunu söylememekle birlikte takımın geçen sezon ki motivasyona sahip olup olmayacağı da bu sezonun merak konusu.

HAFTANIN TAKIMI

ARSENAL

1 ayda 2 kupa almayı başaran Arsenal sezona Fulham deplasmanında başladı. Transfer döneminin aktif takımlarından olan Arsenal’de yeni transferler Gabriel ve Willian ilk 11’de sahaya çıktı. Scott Parker yönetimindeki ligin yeni takımı Fulham’ın özellikle Arsenal’in ilk 20-25 dakikadaki önde baskısına hiç yanıt veremediğini ve oyun kurma noktasında tamamen dağıldığını gördük. Yeni transfer Gabriel, uzun süredir stoper mevkiinde problemler yaşayan Arsenal’in derdine ilaç olabilir. Pasör özellikleri oldukça iyi, savunmada hiç ağır kalmayan atletik ve hava toplarında da oldukça iyi gözüken bir oyuncu olan Gabriel ilk maçında bu iyi performansını bir de golle süsledi. Arsenal’in oynadığı oyun ve rakibin zayıflığından dolayı da Gabriel’e o kadar fazla iş düşmediğini ve onu daha ciddi sınavlarda ölçmemiz gerektiğini söylemeliyiz. Ancak takıma katılacak Saliba ile de Arsenal stoper sorununu uzun yıllar sonra halletmiş olabilir.

Arteta’nın Community Shield’da da oynattığı Elneny ise Xhaka ile birlikte oldukça iyi bir performans sergiledi. Görece hala tecrübe sorunu yaşayan Arsenal’in orta saha rotasyonunda Elneny, rotasyonda yer alabilecek performanslar sergilemeye devam ediyor. Bir diğer transfer Willian ise 3.bölgede kapanan savunmalara karşı Arsenal’in en büyük silahlarından biri olacağını gösterdi. Pepe’nin hala Premier League’e tam adapte olamaması ve Mesut Özil’in de rotasyonda düşünülmemesi ile birlikte Willian, bir nebze de Ceballos ile birlikte kilidi açabilecek nadir oyunculardan biri olarak gözüküyor. Oldukça rahat bir galibiyet alan Arsenal’de ki sürpriz formasyon değişikliğinden yazının ilerleyen bölümlerinde bahsedeceğim.

HAFTANIN OYUNCULARI

TARIQ LEMPTEY-WILLIAN-MO SALAH

Açıkcası attığı üç golün ikisi penaltıdan olsa da hat-trick yapmış bir oyuncuyu buraya yazmamak –hele ki bireysel anlamda haftaya damga vurmuş başka bir performans çıkmaması sebebiye- biraz haksızlık olurdu. Willian’ın oyuna etkisinden yukarıda bahsettik ki bu etkiyi yaptığı iki asistle süslemiş oldu. Bu listedeki en heyecan verici isim hiç kuşkusuz yetiştiği altyapıya karşı oynayan Tariq Lemptey. Arnold, Bissaka, Reece James, Niles ve Max Aarons gibi harika sağ beklere sahip İngiliz futbolunun yeni parlayan yıldızı Tariq Lemptey gibi gözüküyor. 3-5-2’nin sağında sürekli rakip yarısahada gördüğümüz Lemptey henüz 19 yaşında olmasına rağmen harika bir performans gösterdi. Bu performansını sezonun geneline istikrarlı bir biçimde yayabilirse seneye büyük takımların birinde kendisini rahatlıkla görebiliriz.

HAFTANIN HAYAL KIRIKLIĞI FUTBOLCUSU

KAI HAVERTZ

Bana kalırsa Donny van de Beek ve Werner ile brlikte sezonun üç flaş transferinden biri olan Kai Havertz, İngiltere serüvenine yavaş bir başlangıç yaptı. Brighton karşısında hiç tat vermeyen bir oyun oynayan Chelsea’de sağ çizgide maça başlayan Kai, pek fazla maçın içerisine giremedi. Lemptey gibi 3-5-2’nin diğer kanadında oynayan Solly March’ın da çok etkili bir performans göstermesi sebebiyle oyun içerisinde sürekli onu kovalamak zorunda kalan Havertz, Bundesliga’nın da erken bitmesi sebebiyle henüz istenen form düzeyine henüz kavuşamamış gözüktü. Lampard’ın onu forvet arkası veya gizli forvet olarak kullanmasının verimini çok daha fazla yükselteceğini düşünmekle beraber bu maçın önemli bir gösterge olmadığını ve Havertz’in bu performansının yalnızca bu maçla ilgili olduğunu sezon ilerledikçe form grafiğini artıracağını düşünüyorum.

HAFTANIN TEKNİK DİREKTÖRÜ

MIKEL ARTETA

Arsenal’in başına geldiğinden bu yana çok fazla tercih etmediği 3’lü savunmayı Fulham karşısında kullanan Arteta’nın ilk denemesi oldukça başarıyla sonuçlandı. Elindeki Tierney, Bellerin gibi beklerin 3-5-2’nin kanat bekleri olarak oldukça verim vereceği aşikardı. Ancak Arteta sol stoperde düşünülenin aksine Tierney ile başlayıp Niles’ı sol kanat bek olarak kullandı. Orijinal mevkii hücuma dönük kanat olmasına rağmen Kolasinac ve Tierney’nin sakatlıkları sebebiyle birçok maçta sol bek olarak görev alan potansiyelli Saka da bu formasyonda sol kanat bek olarak rahatlıkla kullanılabilir. Tierney-Gabriel-Holding üçlüsü bu maçta sorunsuz gözükse de rakibin henüz lige alışamamış zayıf bir rakip olması da göz ardı edilmemeli.

Elneny-Xhaka ikilisinin uyumlu ve pres oyununda da iyi gözüktüğü bir dizilim kurgulayan Arteta, Willian ve Auba’yı tipik bir çizgi oyuncusu olarak kullanmak istemiyor. Lacazette’i kesip Auba’yı öne atması halinde elit bir santraforundan yararlanamayacak olan – ligin ön alanda en iyi pres yapan forveti- Arteta, Auba ve Willian’ı daha fazla ceza sahasına yakın oynatarak gole yakın daha çok oyuncu kullanabildi hem de Bellerin ve Niles’a çizgide daha çok alan açabilmiş oldu. Tek bir planı olmadığını ve cebinde bir çok formasyonu bulundurduğunu gösteren Arteta, Lampard ve Solskjaer’den pek fazla göremediğimiz esneklik noktasında bir fark yaratabilirse gelecek sezonlarda kariyerinin çok daha parlak olacağını söyleyebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.