Geçmişten Geleceğe Spor Yayıncılığımız

21. yüzyılın hayatımıza en büyük getirilerinden biri-belki de en önemlisi- dijitalleşme oldu. Artık hayatımızın her alanında teknolojik aletleri hiç olmadığı kadar fazla kullanır hale geldik. Bunun birçok nedeni olduğu gibi birçok sonucu da oldu. Günlük yaşamımızda da gördüğümüz bir sonucu olan yayıncılığın farklılaşması, herkes için büyük önem taşıyordu. Haliyle spor medyasının bu yeniliklerden etkilenmesi de kaçınılmaz oldu.

2000’li yılların başında açılan spor kanallarıyla beraber televizyonlarda spor yorumcularının ve programlarının arttığına ve bazılarının çok popüler hale geldiğine şahit olduk. Lig TV, D Spor, NTV Spor gibi spor kanalları bu furyada birçok insanda spor bilinci oluşturmak amacıyla yayınlar yaptılar. “Maraton”, “%100 Futbol”, “Yenilsen De Yensen De”, “90+”, “Kırmızı Çizgi” gibi spor programlarıyla beraber sporseverlerin tartışmalarının odak noktalarını belirlediler. Bazı kanallar dikiş tutturamadan yayın hayatlarına erken veda ederken bazı spor kanalları da yollarına uzun yıllar boyunca-daha çok futbol içerikleriyle olsa da- doludizgin devam ettiler. Kanalların futbol odaklı olmasının en büyük sebebi de ülkemizin futbola tutkuyla bağlanmasından kaynaklanıyor. Basketbol, voleybol, tenis gibi sporlarla da ilgili yorumlar yapılıp belgeseller hazırlandı ancak hiçbiri futbol kadar ilgi göremedi.

2010’lu yılların başlarında spor kanallarının artması ve gösterilen ilgi her geçen gün katlanarak devam ediyordu. TRT Spor, Tivibu Spor, A Spor gibi kurumlar da bu platformda yerlerini almışlardı. Bütün şirketler müsabakaların yayın haklarını alıp maçları kendi kanallarından yayınlamak için çabalıyorlardı. Spor yayıncılığının televizyonda zirve yaptığı zamanlarda Doğuş Grubu, sektörü etkileyecek bir karar aldı. İstisnai bir şekilde her spor branşına aynı saygıyı göstererek kaliteli yayıncılık anlayışına sahip olan ve bir jenerasyona sporu sevdiren NTV Spor, 17 Mart 2008’de başladığı yayın hayatına 17 Mart 2018’de veda etti. Böylesine büyük bir kanalın kapanmasıyla beraber kanalın muhabirleri ve yorumcuları ya başka bir kanalla anlaşacaklardı ya da o zamanlar ülkemizde tohumları daha yeni atılmış olan dijital yayıncılığa geçiş yapacaklardı. Aslında hikayenin “farklılaşan” tarafı yeni başlıyordu.

Vole, Socrates Dergi gibi oluşumlar, 2018 yılında YouTube’dan yayınlarına başlamış ve geçişte bir nevi köprü görevini üstlenmişlerdi. 2021 yılına geldiğimizde dijital platformlardaki programlarda bu kadar kısa sürede çok büyük bir sıçrayışın olduğunu fark etmemek elde değil. Bu durumun sebeplerine baktığımızda ilk olarak “izlenebilirlik” seviyesi yüksek olan spor adamlarının dijital platformlara geçiş yapmasını söyleyebiliriz. Eskiden televizyonlarda gördüğümüz ve ilgiyle izlediğimiz insanlar artık tercihini dijital taraftan yana kullanıyor. Çünkü yorumcular dijital platformda kendileriyle daha iyi anlaşan insanlarla program yapmayı seçebilirken televizyonda bunu seçemeyebiliyorlar. Hal böyle olunca YouTube’daki program televizyondakine göre daha samimi ve daha rahat geçebiliyor. Samimiyet de izleyiciye olumlu olarak yansıyor. Takım elbise veya gömlek zorunluluğunun daha az olması muhabir ve yorumcular için bir başka avantaj olarak karşımıza çıkıyor.

Konuya biraz daha izleyici gözünden bakarsak “zamanın çok önemli olduğu” dünyamızda, istenilen içeriğin, istenilen yer ve zamanda izlenmesi ve program sürelerinin izlenmeye daha uygun olması, izleyiciyi dijital platformlara daha fazla yönlendiriyor. Kendi alanında duayen olan Kaan Kural, Emre Özcan, Murat Murathanoğlu, Mehmet Demirkol gibi isimler de bir cazibe alanı yaratıyor.

İnan Özdemir on Twitter: "Amerikan Mutfak'a bu hafta özel bir transfer yaptık. @cediosman ile NBA kariyerine dair pek çok şeyi konuştuk. 40 dakikalık özel bölüm yarın yayında. Bu da hatıra fotoğrafımız. Gülüyoruz:…

Bu bilgiler ışığında baktığımızda dijital platformların spor yayıncılığındaki yükselişinin kesilmeden devam edeceği fikri daha ağır basıyor. Bu fikri destekleyen yakın tarihteki en büyük örneklerden biri e- ticaret devi Amazon’un İngiltere Premier Ligi’nin yayın haklarını satın alması. Bizim ülkemizde lig maçlarının hepsinin dijitalde yer alması gibi statükoyu değiştirecek hamleler kısa vadede zor görünse bile uzun vadede imkansız değil. Değişimlerin olacağı kesin ancak bunların ne olacağı ve nasıl olacağı hakkında şu an tahminden ötesine gidemiyoruz.

 

4 thoughts on “Geçmişten Geleceğe Spor Yayıncılığımız

  • Ocak 20, 2021 tarihinde, saat 7:07 pm
    Permalink

    ntv sporun yeri farklıydı keşke kapanmasaydı.
    ayrıca murat murathanoğlunu da tekrar maç anlatırken görmeyi çok isterdik.

    Yanıtla
  • Ocak 20, 2021 tarihinde, saat 7:57 pm
    Permalink

    Atakan, teknolojinin günlük hayatımıza tamamen girdiği 21.Yy.da spor yayımcılığındaki digital yayıncılığın gelişimini ve olumlu etkilerini vurgulayan çok güzel bir yazı olmuş. Okuyanlarda farklı bir bakış açısı oluşturabilecek, beyin fırtınası yaptırabilecek bir yazı.
    Aklına, kalemine, tuşlarına sağlık…
    İlgiyle ve merakla yeni yazılarını bekliyoruz.

    Yanıtla
  • Ocak 21, 2021 tarihinde, saat 11:51 am
    Permalink

    Cok yararlı bir yazı olmuş emeği geçene mahlukata teşekkür ederim. Socatres dergisini okuyacağım.

    Yanıtla
    • Ocak 21, 2021 tarihinde, saat 11:55 am
      Permalink

      Muhteşem bir makale olmuş. Ellerine sağlık. Tam da aradığım konu üzerine yazmışsın. Çok teşekkürler.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir