Euro 2020 Öncesi İngiltere: Southgate’in Kartları

Yukarıdaki kadro İngiltere’nin oynadığı son Avrupa Şampiyonası maçının kadrosu. Euro 2016’nın çeyrek finalinde İzlanda ile karşılaşan İngiltere, maçı 2-1 kaybetmişti. Bu maça ilk 11’de başlayan oyuncuların birçoğu, bırakın milli takım seviyesini Premier Lig’in orta sıra takımlarının seviyesinde bile değil. Aradan geçen 5 yılda, bir miktar değişim her ülke için normal. Ama sadece bu kadroya baktığımızda dahi İngiliz futbolunun gelişim ve değişiminin boyutlarını belirgin bir şekilde görebiliyoruz.

Bu değişimi sağlayanların başında kesinlikle Guardiola ve Klopp geliyor. Bu iki hocanın İngiliz futboluna etkisini baştan anlatmaya gerek yok. Bu isimlerin dışında Pochettino, Nuno Espirito Santo, Solskjaer, Graham Potter, Mourinho, Lampard, Rodgers ve hatta yarım sezon dahi olsa Tuchel’in de İngiliz futbolunun ve futbolcularının gelişimine büyük katkıları olduğunu söyleyebiliriz.

Futbolun büyük bir hızla geliştiği bir ülkenin teknik direktörlüğünü yapmak, birçok teknik direktörün hayali olabilir. Böyle bir takımı yöneten teknik direktör olduğunuzu hayal edin. Her oyun stiline uygun ve o stili üst düzey rekabetin içinde icra eden oyuncular bulabilirsiniz. Profesyonel ve üst düzey taktik bilgiye sahip bir kadronuz olur. Yükselen İspanyol futbolunun içinde başarılar kazanan bir del Bosque olabilirsiniz. Ya da Guardiola’nın Bundesliga’da olduğu, Alman takımlarının dünyayı salladığı dönemlerde başarılar kazanan bir Löw olabilirsiniz. Bunlar hoş hayaller.

Southgate bugün, İngiliz futbolunun son 20 yılda en başarılı olduğu dönemde teknik direktörlük yapıyor. Birçok insan, özellikle de İngiltere’de, ondan del Bosque ve Löw olmasını bekliyor. Bu durum hem Southgate’in üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor hem de Southgate’in yaptığı işleri değersizleştirebiliyor.

İngiliz futbolunun ve İngiltere Milli Takımı’nın gelişmesinde yukarıda ismini saydığım antrenörlerin büyük payı var elbette. Peki Southgate’in hiç mi yok?

Bu yazıda hem bu soruya yanıt aramak hem de turnuva öncesinde İngiltere Milli Takımı’nın son durumunu anlatmak istiyorum. Turnuva sürecinde de İngiltere’yi takip edip, maçlarını incelemeye çalışacağım.

Neden 33?

A Milli Takımımızın da dahil olduğu birçok takım aday kadrolar hazırlayıp 26 kişiden fazla çağırma yolunu tercih etti. Bu takımlar antrenman kamplarının ardından kadrolarındaki oyuncu sayısını 26’ya düşürecekler. İngiltere de bu takımlardan biri. Fakat İngiltere, aday kadrosuna tam 33 oyuncu çağırdı. Yani 7 oyuncuyu elemek zorundalar. Diğer milli takımlara oranla bu oldukça yüksek bir rakam. Peki Southgate neden 33 kişi çağırdı?

Finaller

İlk sebep elbette finaller. Şampiyonlar Ligi’nde iki İngiliz takımı final oynayacak. Avrupa Ligi’nde de finalistlerden biri İngiliz’di. İngiltere Milli Takımı’nın bu 3 takımda toplam 12 oyuncusu var. Bu durum öncelikle, 12 oyuncunun -maçtan sonraki dinlenme gereksinimleri de düşünülünce- kampa daha geç geleceği anlamına geliyor. Öte yandan Şampiyonlar Ligi Finali’nde oynayacak 7 İngiliz oyuncudan sakatlananlar da olabilir.

Bir de işin psikolojik tarafı var. Bir finali kaybetmek, özellikle bu final uluslararası bir kupanın finaliyse, oyuncuların psikolojileri açısından yıkıcı olabilir. Bu yıkıcı etkinin sadece 14 gün sonra başlayacak bir turnuvayı etkilemesi kaçınılmaz. Manchester United, Avrupa Ligi Finali’nde sahaya favori olarak çıktı. Bu finalin kaybedilmesinin, United’ta oynayan 5 İngiliz oyuncuda oluşturduğu etkiyi bilmiyoruz. Muhtemelen henüz Southgate de bilmiyor. Şampiyonlar Ligi Finali’nin ardından bu bilinmez oyuncuların sayısı 8 veya 9 olacak.

Sakatlar

Sakat oyuncuları da unutmamak gerekir. İngiltere kadrosu, öncelikle sağ bekte olmak üzere, neredeyse her mevkide büyük bir çeşitlilik barındırıyor. “Neredeyse” diyorum çünkü orta saha’nın merkezi buna dahil değil. Bu bölge normalde de kalite çeşitliliği ve kalite seviyesi olarak İngiltere’nin zayıf noktası. Hal böyleyken orta saha 3’lüsünde muhtemelen banko oynayacak 2 oyuncunun durumu belli değil.

Antrenmanlara başlamış olsa da Jordan Henderson Şubat ayından beri, kasık sakatlığından dolayı maça çıkamıyor. Leeds United’ın dikkat çeken oyuncusu Kalvin Phillips de sezonun son maçında omuz sakatlığı yaşadı.

Sakatlıklar sadece orta saha ile de sınırlı değil. 3 Ay boyunca sakatlık nedeniyle forma giyemeyen Grealish ancak sezonun sonuna yetişebildi. Bir bilek sakatlığı yaşayan Harry Maguire ise Avrupa Ligi Finali’nde dahi forma giyemedi. Maguire’ın durumu hala belirsizliğini sürdürüyor.

Bu kadar bilinmezlik ve belirsizliğin içinde Southgate’e geniş bir aday kadro seçmek dışında bir çare kalmadı. Southgate bununla ilgili şöyle konuştu:

Bu kez elimizde ideal kartlar yok ve pek çok bilinmeyen var. Karar verirken bilgi ve kanıt gerçekten önemlidir ve önümüzdeki yedi gün içinde çok daha fazlasına sahip olacağız.

3-4-1-2 mi 4-3-3 mü?

Kısa süren Sam Allardyce döneminin ardından takımı devralan Southgate, 2018 Dünya Kupası’na giden yolda takımını oldukça değiştirdi. Bu değişimin başında da diziliş değişikliği vardı. İngiltere, 2018 Dünya Kupası’na ilgi çekici bir 3’lü yapıyla çıkmıştı. Kağıt üzerinde  3-5-2 olarak dizilen takım saha içinde aslında düz bir 3-5-2 oynamıyordu. İngiltere’nin sahada 3-4-2-1’e daha fazla benzeyen bir dizilimi vardı. Özellikle bu dizilim savunmada kendini daha belirgin gösteriyordu.

Kane önde kaleciye prese giderken, Loftus-Cheek ve Sterling half-space’i savunuyor.

Dünya Kupası 4.’lüğününden bugüne gelen süreçte İngiltere sahaya farklı farklı dizilişlerle çıktı. Örneğin 2020’de Uluslar Ligi’nde 3’lü oynamaya devam ettiler. Mart ayında oynanan son maçlarda ise sahaya, kağıt üzerinde 4-3-3 şeklinde dizilen kadrolarla çıktılar. Bu nedenle Southgate’in Euro 2020’de hangi dizilimi tercih edeceği de merak konusu.

Fakat aslında diziliş tercihi, İngiltere’nin oyununu çok fazla etkileyen bir durum değil. Dizilim seçilecek oyuncuyu etkileyebilir bu da normal olarak oyunu etkileyecektir. Ama sadece oyun yapısını ve prensiplerini dikkate aldığımızda, iki dizilimle oynanan oyunun da neredeyse aynı olduğunu görebiliriz.

Hücum

11 Ekim 2020’de oynanan ve İngiltere’nin 2-1 kazandığı maçta İngiltere’nin sahaya 3-4-2-1 şeklinde dizilerek çıktığını gördük. Bu dizilim kendisini oyun içinde de belli etmişti.

31 Mart 2021’de oynanan ve yine İngiltere’nin 2-1 kazandığı Polonya maçında ise kağıt üzerinde 4-3-3 şeklinde dizilen bir İngiltere gördük. Ama bu dizilim sadece kağıt üzerinde kaldı. Çünkü İngiltere topu aldığında sağ bek Walker ileri çıkmıyor ve stoper hattını 3’lüyordu. Sterling sol half-space’de pozisyon alıyordu. Sağ tarafta ise Foden, Phillips ve arada Mount’un da katıldığı bir rotasyon oluyordu. Kağıt üzerinde 4-3-3 dizilen İngiltere, topa sahip olduğunda yine 3-4-2-1’e dönüyordu. Savunmada da durum farklı değildi.

Savunma

Belçika maçında savunmada 3-4-2-1 şeklinde dizilen İngiltere, Polonya maçında da çok farklı bir yaklaşım sergilemiyordu. Tıpkı hücumdaki gibi Sterling yine sol half-space’i savunuyordu. Sağ half-space’de ise yine rotasyon vardı.

Fakat asıl savunma yapısı değişmiyordu. Yine Kane önde prese gidiyor, arkasındaki ikili de half-space’i savunuyordu.

Son Durum

İngiltere Milli Takımı’nı yönetmek, taktik-teknik yönetimin yanında, büyük bir kamuoyunu yönetmek demek aynı zamanda. Bu kamuoyuna sahip olmak bazen avantaj olabilir. Örneğin 2018 Dünya Kupası’nda “Futbol evine dönüyor” sloganı ile olduğu gibi, bir sloganla tüm dünyada önemli bir desteğe sahip olabilirsiniz. Ya da bu kamuoyu bir anda aleyhinize dönebilir. Tüm başarılarınız bir maç ile çöpe atılabilir.

Şu an Southgate, belki de turnuvaya en fazla belirsizlikle girecek olan teknik direktör. Özellikle İngiltere seviyesindeki takımları düşündüğümüzde Southgate’in elindeki kartlar gerçekten ideal değil. Ve bu durum Southgate’in üzerindeki baskıyı da azaltmıyor. Hatta muhtemelen o seviyedeki teknik direktörlerden hiçbiri de Southgate kadar baskı altında değil. Bugün Southgate’in maruz kaldığı baskıya Sven-Göran Eriksson, Fabio Capello, Roy Hodgson gibi nice teknik direktörler de maruz kaldı. Biz de bu baskıyı yönetmenin zorluğuna bu isimlerle beraber şahit olduk.

Southgate bir dahi değil. İngiliz futbolunu tek başına değiştirmedi de. Yine de biliyoruz ki, tüm belirsizliklerine rağmen Euro 2020’de bize zevk verebilecek bir İngiltere izleyeceğiz. 5 yılda İngiltere Milli Takımı’nın bu noktaya gelmiş olması bile, benim için, Southgate’in büyük bir başarısı.

Abdul Kerim Atlı

Teşhis. Futbol.twitter.com/akerimatli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir