Dönemeç: UEFA Konferans Ligi ve Türkiye

Yaşça biraz büyük olan futbolseverler, Intertoto Kupası’nı hatırlayacaktır. 2000’lere doğru başlayan ve temelde Şampiyonlar Ligi ya da o zamanki ismiyle UEFA Kupası’na katılamayan veya ön eleme turlarında elenen takımlar için bu turnuva, yeniden yarışa dahil olabilmek adına ekstra bir bilet anlamına geliyordu. Son kez 2008 yılında oynanan bu turnuva, hem önem bakımından 4. turnuva olarak görülmesi hem de Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi’nde bölgesel eleme sisteminin kaldırılarak bugün kullanılan ön eleme turu sistemine geçilmesi sebebiyle gereksiz bulunmuş ve kaldırılmıştı. Birkaç sene öncesine kadar sistem yaklaşık 10 yıl önce belirlenen usulde devam ediyordu, ta ki 3 yıl öncesine kadar.

Avrupa Süper Ligi ismi gün geçtikçe daha fazla duyulan ve ardında bir çok soru işareti barındıran bir fikir. Bu plan yaklaşık 10 sene öncesine kadar giden bir fikir alışverişinin ürünü. Şampiyonlar Ligi’nin her sene müdavimi olan en değerli kulüpleri (isimlerini ayrı ayrı saymaya gerek yok) bu ligin katma değerini kendi yarattıklarını savunuyor ve Top 5 olarak nitelendirilen ligler dışı kalan Ukrayna, Yunanistan, Türkiye, Macaristan gibi ülkelerin de bu organizasyona girmelerini ve kendileriyle aynı parayı kazanmalarını şiddetle reddediyorlardı. Onlara göre milyonlarca futbolsever Ronaldo’yu veya Messi’yi izlemek için harcama yapıyorlardı, hasbelkader bu arenaya girmiş Cophenagen veya Unirea Urziceni’nin forvetini izletmek ve bunun için bu takımlara ödeme yapmak akıl dışıydı. Bu önerinin ardında ise Avrupa Kulüpler Birliği Başkanı ve Juventus’un sahibi olan milyarder Andrea Agnelli vardı.

Andrea Agnelli

Agnelli’nin önerisi basitti. Kendi arasında anlaşacak 16 takım Euroleague usulü kapalı devre bir lig kuracak ve hem domestik liglerinden hem de UEFA organizasyonlarından ayrılacaktı. Bu iddianın somutlaşmasının ardından UEFA 2018 – 2019 sezonu başlarken ilk hamlesini yaptı. Yenilenen yayın ihalesiyle Şampiyonlar Ligi gelirleri 2’ye katlanıyor ve UEFA Ülke Sıralaması’nda ilk 4 sırayı alan İngiltere, Almanya, İtalya ve İspanya’nın kontenjanları 1’er takım artırılarak 4 takımın doğrudan gruplardan katılımına onay veriliyordu. Yani play – off turunda Beşiktaş – Arsenal veya Fenerbahçe – Arsenal eşleşmesi görmek imkansızlaşmıştı.

Tabi bu 4 ülkeye sağlanan ekstra 4 kontenjan için bir yerlerden kesinti yapılmıştı. Artık Şampiyonlar Ligi elemelerinden 10 takım yerine 6 takım gruplara katılabilecekti. Türkiye’nin yaşadığı ilk sıkıntı, ligi 2. bitiren takımın elemelere 3. ön eleme turu yerine 2. ön eleme turunda başlaması olmuştu. Tabi bu son 3 senede ülke sıralamasında 11. sırayı koruduğumuz için bir sıkıntı doğurmasa da (Fransa Ligi’ni 3. bitiren takım her sene Şampiyonlar Ligi’ne kendini atabildiği için) bu sezon Avrupa’da yaşadığımız çöküş, bu uygulamanın etkisinin ilk defa görülmesine sebep olacak diyebiliriz.

UEFA’nın yaptığı ikinci büyük reform ise düzenlenmeye başladığı 2009-2010 sezonundan itibaren 48 takım ve 12 gruptan oynanan UEFA Avrupa Ligi’nde 2021-2022 sezonundan itibaren uygulanmak üzere grup sayısının 8’e düşürülmesi ve grup aşamasına katılacak takım sayısının 32 olarak belirlenmesiydi. Bu bir anlamda İrlanda, Kosova, Cebelitarık, Belarus gibi ülkelerin bu turnuvaya dahil olmalarının engellenmesi anlamına geliyordu. Dahası, artık bu turnuva için eleme turuna sadece Şampiyonlar Ligi ön eleme turlarında elenen takımların dahil edilmesi planlanıyor ve yine İspanya, İtalya, Fransa gibi ülkelerin bu turnuvaya en az 2 takımla katılması sağlanıyordu. Kısaca bu turnuvaya da yarı – Şampiyonlar Ligi havası verilmek isteniyordu.

Asıl büyük değişim ise yeni turnuva planı olmuştu. 2015 yılında tartışılmaya başlanan ‘3. Turnuva’ hakkında 2018’deki yayın ihalesi sırasında mutabakat sağlanmış ve 2019 yılının Ekim ayında bu turnuvanın adı konulmuştu: UEFA Avrupa Konferans Ligi. 3 yıl geçerli yayın ihalesinin ilk senesinde başlayacak bu turnuva, ilk sezonda gruplara doğrudan katılacak 10 takım ve elemelerden gelecek 22 takım ile toplamda 32 takımın 8 grupta mücadele etmesiyle uygulanacak. Kupa şampiyonu ertesi sezon UEFA Avrupa Ligi’ne doğrudan katılım hakkı sağlayacak. Aslında bu turnuvanın diğer bir yanı da UEFA Avrupa Ligi’nin kalabalık ön eleme turlarının bu platforma aktarılması ve UEFA Avrupa Ligi’nde grubunu 3. sırada tamamlayacak takımlar için Avrupa yarışının Konferans Ligi’nde devam etmesi.

Diğer önemli bir değişim ise gelecek sezondan itibaren Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi’nde gruplarını 3. sırada tamamlayan takımların bir alt turnuvaya giderken, Avrupa Ligi veya Konferans Ligi’nde gruplarını 2. sırada tamamlayan takımlarla ekstra bir eleme oynamak zorunda oluşları. Özellikle Avrupa Ligi’nde ilk 2 sırayı garantiledikten sonra yedek kadrolar çıkaran güçlü takımların turnuvanın değerini düşürdüğünü düşünen UEFA, artık Avrupa Ligi’nde grubunu lider bitiren takımların 2 maç az oynamasını sağlayacak. Bunu şöyle bir örnekle açıklamak gerekirse…

‘Gelecek sezon Avrupa Ligi’nde grubunu 3. sırada tamamlayan X takımı, Konferans Ligi’nde grubunu 2. sırada tamamlayan Y takımı ile çift maç usulü ile bir eleme oynayacak ve eğer bu elemeyi geçerse Konferans Ligi’nde gruplarını lider bitiren takımların bulunduğu son 16 turuna katılma hakkı kazanacak.’

Yeni Sistem Türk Kulüplerine Ne Vaat Ediyor?

Türkiye bu reform sürecine olabilecek en kötü şekilde yakalandı. Hiçbir takımımızın Avrupa yarışında 2021’i göremediği bu sezonda Türk takımları çıktığı 18 Avrupa maçında 5 galibiyet, 1 beraberlik ve 12 mağlubiyetlik karnesi ile sadece 3.100 puan toplayabilmiş ve bu yıl UEFA Ülkeler Sıralaması’ndaki ilk 20 takım arasında en az puanı toplayan takım olmuştu. Bu kötü performansın en büyük faturası Şampiyonlar Ligi arenasında oldu, Türkiye 2022-2023 sezonunda şampiyonunu Devler Ligi’ne doğrudan gönderemeyecek. Esasında bu sezon şampiyon tamamlayacak takım da prensip olarak Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan katılma hakkına sahip olmamakla birlikte, bu sene Şampiyonlar Ligi Kupası’nı kaldıracak takım çok büyük ihtimalle Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan katılım hakkı alacağı için gelecek sezon bu ihtimal zayıf görünüyor.

Ziraat Türkiye Kupası’nı şampiyon tamamlayacak takım UEFA Avrupa Ligi’ne play – off aşamasından başlayacak. Tabi kupayı kazanan takımın normal sezonu ilk 4 içinde tamamlaması bu hakkı lige taşıyarak ligi 5. sırada tamamlayan takımında Avrupa bileti almasını sağlayacak. Bu senaryonun gerçekleşmesi için diğer bir ifadeyle Beşiktaş veya (ihtimal halinde) Alanyaspor’dan birinin kupayı alması gerekiyor. Eğer Avrupa Ligi’ne play – off turundan dahil olan bu takım elemeyi geçemezse, yoluna Konferans Ligi gruplarından devam edecek.

Konferans Ligi’nde ise Türkiye’den 2 temsilci eleme turunda dahil olacak. Ligi 4. sırada (duruma göre 5.) bitiren takım 2. eleme turundan bu yarışa dahil olurken, ligi 3. sırada ( duruma göre 4.) bitiren takım bu turnuvaya 3. ön eleme turundan dahil olacak.

Bu sistem açıklamalarını bir tarafa koyarsak şu sorunun cevabını aramak gerek: Türkiye bu turnuvada kayda değer bir başarı yakalayabilir mi?.

Konferans Ligi her ne kadar UEFA sisteminde 3. Turnuva olarak kabul görse de, özellikle Avrupa’nın önemli liglerinden gelecek takımlar turnuvayı bambaşka bir forma sokabilecek potansiyelde. Avrupa’nın 4 büyük ligi olan İngiltere – İspanya – Almanya ve İtalya’da liglerini 6. sırada tamamlayacak takımların bu turnuvaya play – off turunda dahil olması ciddi bir dezavantaj. Örneğin La Liga’nın bugün bittiğini varsayalım, kupa şampiyonunun da Avrupa vizesini ligden aldığını düşünürsek ligi 7. Villareal’in veya Premier League’den gelecek Tottenham’ın gruplara dahil olması turnuva için ciddi bir güç farkı oluşturabilecek durumda. Dahası Avrupa Ligi elemelerinden gelecek takımlarında bu turnuvaya dahil olmaları da Konferans Ligi’nin kalibresini hayli yüksek şekilde arttıracak.

Tabi hemen enseyi karartmakta doğru olmaz. Her şeye rağmen Türkiye, bu turnuvada kalburüstü sayılabilecek ülkeler arasında. 2. ön eleme turunda katılacak en yüksek puanlı ülke temsilcisinin Portekiz Ligi (Liga Nos) 5. olduğunu hesaba katarsak bu turnuva Türk kulüplerinin kayda değer işler yapabileceği bir turnuva olarak göze çarpıyor. Şampiyonluk adına konuşmak çok erken olmakla birlikte Türkiye’nin ülke puanını yükseltmesi ve yeniden ilk 10 takım çizgisine yeniden dahil olabilmesi adına bu turnuva ciddi fırsatları içinde barındırıyor. UEFA’nın gerek Avrupa Ligi gerekse Şampiyonlar Ligi’ni daha kapalı kutu bir organizasyona çevirmesi ve ülkeler sıralamasında alt sıralarda bulunan takımların bu turnuvaya dahil edilmeleri, heyecanı tabana yayma amacı da gütmüyor değil.

Uzun lafın kısası yeni UEFA turnuva sistemi Türkiye’nin kritik bir dönemeçte bulunduğu bu dönemde hem fırsat hem hezimet potansiyeline sahip. Türk takımları Konferans Ligi’nde iyi noktalara gelebilirse Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan takım yollama anlamına gelen 11. sırayı koruma ihtimalimiz yüksek, eğer burada da çuvallarsak önümüzde korkunç bir ihtimal var: Türkiye’nin yıllar önce elde ettiği Avrupa kupalarına 5 takım gönderme hakkının 4’e düşmesi….

 

Hasan Kara

Molchat Doma dinliyor, Doğu Bloku ve alt ligler hakkında yazıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir