Derbi Analiz: Fenerbahçe

Hayat gerçekten çok tuhaf.

Bu yazıyı kaleme almaya hazırlanırken aniden önüme önceden karaladığım bir taslak düştü.

Bahsi geçen taslağın konusu oldukça manidar. Son cümlesi ise birazdan anlatacaklarımın bir özeti gibi.

“13 Aralık 2020 itibarıyla Fenerbahçe, 3. sırada fakat majör bir planı yok.

O günden bugüne değişen ne var diye düşündüğümüzde belki her şey aynı diyebilirsiniz ama bir Birand belgeselinden hallice “O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, eskisi gibi yaşanmayacaktı.” demek daha ideal.

Erol Bulut bu yaz Fenerbahçe’ye genel pencerede, kuvvetli bir 3. bölge oyunundan ziyade zaman zaman topu rakibe bırakarak derinde sıkı durmayı hedefleyen, daha modern, dünyada muadilleri olan, oyunun iki yönünde de dengeyi kaybetmeyen bir futbol hayali daha doğrusu felsefesi ile geldi.

Bu tablo özelinde kısa vadeli Erol Bulut dönemini Başakşehir maçının öncesi ve sonrası olarak ele almak daha mantıklı olacaktır ki Başakşehir maçının kaybedilmesi belki de bu derbi yazısını başka antrenör üzerinden okumamıza sebep olacaktı.

Başakşehir öncesi “kendi oyun perspektifinin dışında” bir Erol Bulut Fenerbahçe’si görürken, Başakşehir maçıyla birlikte hocanın da ifade ettiği oyun dinamiklerine geri dönüldü. Belki de haddinden fazla oyun evirildi, daha muhafazakâr bir hal aldı.

Gelelim derbiye…

Derbi özelinde de işin Fenerbahçe kısmında temel soru bu olacak.

Erol Hoca’yı derbi öncesi 3 puan farkla lider yapan bu formül mü? Yoksa derbi ve iç saha kelimeleri yan yana gelince zihinlerde canlanan kuvvetli bir topa baskı oyunu mu?

Sanki gerçekler bize kontrollü oyunu işaret ediyor.

Fenerbahçe’nin yıllardır derbilere hep geride başladı. Uzun yıllar sonra önde çıkmak ve seyirci faktörünün bulunmaması hayal edilen ve umut edilen dominant oyunu rafa kaldırıyor.

Hal böyle olunca Fenerbahçe aynı Alanyaspor ve son Hatayspor maçlarında olduğu gibi derinde bekleyen ve daha çok karşılayan taraf olacaktır.

Kâğıt üzerinde mantıklı görünen bu fikirle ilgili şunu da belirtmeliyim.

Son Hatayspor maçında bir galibiyet geldi ama bekleme oyunu oynarken aynı zamanda bu kadar pozisyon vermek tercih edilen oyuna aykırı bir nitelik olarak dikkat çekti.

Aynı sorunların derbide de devam etmesi Fenerbahçe’yi zor duruma sokar. Çünkü Altay her zaman tutamayabilir.

Sözünü ettiğim oyun modelinin derbi özelinde mantıklı olduğunu düşünmemin bir sebebi de geçen seneki derbi.

Malumunuz Fenerbahçe 3-1 kaybetti ki o maçta Ersun Yanal Fenerbahçe’si 3. Bölge presine dayalı bir oyunla sahaya çıktı fakat rakip Galatasaray, Jean Michaël Seri önderliğinde o baskıyı çok rahat bir şekilde kırdı. Nitekim bu hamle yıllar sonra Kadiköy galibiyetinin gelmesinde mihenk taşı oldu.

Hatta sizlere “Fenerbahçe neden geride oynamalı?” sorusuna dair bir argüman daha paylaşayım.

Fenerbahçe bu sene yaklaşık 5-6 tane direkt hedef maçı oynadı. (Elbette her maç hedef maçıdır. Burada amacım güç dengeleri ve görece favori çıkılmayan mücadeledir.)

Bunlardan Beşiktaş ve Gaziantep maçlarında Fenerbahçe, daha çok topa sahip olarak daha önde oynamaya dayalı bir A planı ile başladı.(Sırasıyla %60-%40 ve %39-%61 topa sahip olma oranları) Bu iki maçı da 3-4 ve 3-1’lik skorlarla kaybetti.

Diğer Galatasaray, Trabzon, Başakşehir, Alanyaspor ve Hatayspor maçlarında ise Fenerbahçe, daha çok bekleyen taraf olurken 1 beraberlik ve 4 galibiyet ile bu kritik virajları 13 puan ile geçti.

Uzun lafın kısası Fenerbahçe, derbi özelinde 2. bölgede bloklar arası sıkı durarak rakibi karşılamak zorunda.

İlk 11

Birlikte çizdiğimiz oyun şablonları özelinde bir diğer önemli nokta da kadro seçimi olacak.

Bu kısımda da Fenerbahçe’nin kaderini belirleyecek yegâne belirsizlik Gustavo’nun akıbeti.

Çünkü sezon başında ve devre arasında kadroya gelen takviyelerle derinliği yüksek olan kadroda muadili olmayan tek oyuncu Gustavo.

Olmayacağı senaryo üzerinden düşünürsek orada Sosa-Ozan ikilisi olacaktır.

Jose Sosa geçen seneki Trabzonspor’da 6 numara oynuyordu fakat önünde 2 tane dinamik 8 numara ile sahaya çıkıyordu.

Derbi planı için bunu uygulamak yani Sosa önünde Mert Hakan ve Ozan olması oldukça güç.

Erol Hoca mutlaka 4-2-3-1 formasyonunda çıkacaktır. Fakat Erol Bulut eğer bir şaşırtma veya şapkadan tavşan çıkartmak istiyorsa bence 3’lü çıkmalı.

Gustavo’nun bulunmaması o pozisyonda arkayı yani savunmayı toparlama bir nevi tazeleme ihtiyacını boşa çıkarıyor.

Şayet Fenerbahçe, 3’lü savunma ile çıkarsa bu iş daha koordine yapılacaktır. Ayrıca kanatlarda 3’lünün gereği kanat-beklerin (Caner ve Nazım) bulunması bu dizilişi cazip kılan bir diğer durum.

Bununla birlikte son Hatayspor maçında Ozan ve Mert Hakan’nın vasat performansı 3’lü oynanması durumda 3-4-3 dizilişi ile sahaya çıkılması gerektiğini düşündüren farklı sebeplerden biri.

3’lü savunmada Gökhan-Serdar-Szalai ya da Serdar-Szalai-Novak ideal olacaktır.

Günümüz 3’lü savunmalarında artık geride biri veya iki oyuncunun bek özellikli olması daha büyük bir konfor alanı yaratıyor. (Aynı Julian Nagelsmann’ın Leipzig’i ile Conte zamanı Chelsea gibi.)

Hemen önlerindeki 4’lü blokta Caner-Ozan-Sosa-Nazım tercihleri yerinde olacaktır. Belki son maçlarda Mert Hakan verimli bir performans sergileseydi kadroya dahil olabilirdi ama her ne kadar merkezde eksik oyuncular da bulunsa Mert Hakan 11’de kesinlikle bulunmamalı.

Ön 3’lüdeki 3 formaya yaklaşık 4 aday bulunuyor. Bu 4 kişiden kimi seçilmesi gerektiği de kafamı oldukça kurcalıyor.

Son maçta en ileride Thiam-Valencia-Bright ile çıktı Erol Hoca.

Yarınki derbide fiziksel güç Fenerbahçe için artı bir değer olacaktır. Bu yüzden aday olan 4 oyuncu (Samatta, Thiam, Bright, Valencia) arasından seçilecek kombinasyonlar bu açıdan pek sırıtmayacağını tahmin ediyorum fakat Samatta kesinlikle bulunmalı.

Kritik Noktalar

Her zaman her yerde şahit olduğumuz bir klişe vardır.

“Derbilerin kendine has bir hikâyesi vardır ve favorisi yoktur.”

Kesinlikle genel geçer bir tespit ama 6 Şubat derbisi özelinde kritik nokta geçen haftalarda olduğu gibi kaleciler Altay Bayındır ve Muslera olacaktır ve bu iki file bekçisi maçın kaderini tayin edecektir.

Bunun dışında küçük de olsa rakip Galatasaray üzerinden ele almak gerekirse kritik bir nokta Henry Onyekuru olacaktır.

Malumunuz geçen seneki derbide Onyekuru’nun bek ile stoper arasına yaptığı koşular skorun lehlerine tayin etmesinde çok önemli bir etken olmuştu. Yarın Fenerbahçe buna ne kadar önlem alacak, nasıl savunacak soruları da skoru belirleyecek nedenlerden biri olacaktır.

Ayrıca Onyekuru’nun kanattan bu kadar net bir tehdit olması Fenerbahçe’nin 3’lü savunma oynamasını destekleyen başka bir faktör.

Genel Perspektif

Oynamamış veya henüz hayata geçmemiş bir olayı tahmin etmek, yorumlarda bulunmak bazen güç olabiliyor. Mevzu bahis Fenerbahçe-Galatasaray olunca da durum kapalı kutu haline geliyor fakat su kaldırmaz bir soru zihnimde canlanıyor.

Derbide top kimde olacak?

Bu yazıyı baz alırsak sorunun net bir cevabı var o da Galatasaray fakat geçen seneki derbide tam tersi bir şekilde saha çıkarak galibiyete uzanan Galatasaray’ı düşününce, bekleyen bir Galatasaray görme ihtimali de heybemizde bulunuyor.

Ezcümle futbol, daha doğrusu takım sporları aslında bir satranç mücadelesi. Karşı hamleler, planlar, ön görüler…

Eşsiz bir stratejik savaş.

Erol Bulut’un ise en kritik 90 dakikası.

 

Berat Dumlu
Latest posts by Berat Dumlu (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir