Damalar, Savaş ve Kötü Mavi Çocuklar: Hırvat Futbolunun Yakın Tarihi PART 1

 

Hırvat futbolu denince aklımıza gelen ilk şeyler damalı formaları, milli takımımızla içinde bulundukları ufak çaplı bir rekabet bir de tabii ki 2018 Dünya Kupası’ndaki unutulmaz ikincilikleri. O yaz bu 4 milyonluk küçük Dalmaçya ülkesinin kazandığı başarı pek çok sempatizman toplamıştı. Ancak bu futbol hikayesi tamamen bir peri masalı değil. Hirvatlar pek çok yönüyle bizim insanımıza çok benziyor aslında. En çok benzeyen yanı da ülke futbolu. Bir kere bizim gibi ülke bayraklarını milli takim formalarında kullanan ender ülkelerden. Bir farkla, biz ülke bayrağını logo olarak kullanıyoruz, onlar desenlerini forma olarak giyiyor. Bu güzel bir kültür aslında, damalı şekilleri de özgün bir tasarim olarak forma kültürüne soktular. Ama benzerlikler bununla kalmiyor. Pek çok kulüpleri logolarinda milli bayrağı temsil eden dama kullanıyor, bununla gurur duyuyor. Ben bunu bir yerden hatırlıyorum sanki? Tipik bir Doğu Avrupa ligi olan Prva HNL mafya, siyaset, şike ve rüşvet gibi kavramlarla oldukça haşır neşir. Bunu da görmüştük sanki. Taraftar kulübüne savaş ilan edip onun ismiyle yeni bir grup kuran kulüp başkanına sahipler. Bu çok benziyor işte. Milli takımları da yeri geldiğinde halkin gazını alma amaçlı kullanılıyor. Tribünleri şovenist söylemlere sahne oluyor, taraftarlar forumlarda rakip takımlarının “Sırp” olduğunu iddia ediyor. Kimi anlatıyorum acaba?

Bunun yanında bizim futbolumuz bu kadar absürt hikayelerle karşı karşıya gelmedi. Süper Lig kalitesinin henüz o kadar düşmediğini de rahatça söyleyebilirim.

Prva hrvatska nogometna liga – Wikipedija

Prva HNL üst düzey bir lig değil. Son 16 yılda 15 kez şampiyon değişmedi, Maçların çoğu İstanbul Bölgesel Amatör Lig kalitesindeki stadyumlarda oynanıyor, Dinamo Zagreb veya Hajduk Split çok büyük ya da ünlü kulüpler değil. Bunun yanında Hırvat takımlari her transfer döneminde futbolcularını pazarlamayı başarıyor. Bu yönleriyle saygı duyulası bir geleneğe ve bir albeniye sahipler. Beni de bu lige çeken cevheri henüz keşfedilmeyen wonderkidlerin ortaya koyduğu bireysel yetenekler. Buna rağmen ligde oynanan futbolun yüksek bir seyir zevkine sahip olduğunu söylemek pek mümkün değil.

Ligin dinamiklerinden bahsetmek gerekirse. Takım sayısı sürekli değişiyor. 4-5 yıldır ise 10 takim ve 4 turlu sistemle mücadele ediyorlar. Yani lig 36 haftadan olusuyor. Lig güncel Uefa listesinde 20.sirada ancak gecen sene 15.olarak sampiyonunu 2, ikincisini 1.ön eleme turundan Sampiyonlar Ligi’ne yollamayi basardi. Ligi ücüncü ve dördüncü bitiren takimlar 2. ,kupa galibi ise 3.ön eleme turundan Avrupa Ligi’ne gitti. 10 sampiyonluga 1 yildiz verilir. Toplam 31 sampiyonlugu bulunan Dinamo Zagreb 3 yildiz tasirken 18 sampiyonlugu bulunan Hajduk Split 1 yildiz takma hakkina sahip olmasina ragmen logosuna islemez.

En çok şampiyon olan takım 21 Prva HNL, 9 Yugoslavya ve 1 BHD şampiyonluğuyla Dinamo Zagreb. Son 16 senede 15 kez sampiyon olarak Avrupa futbolunun en büyük hegamonyalarından birini kuran Dinamo Zagreb üstünlüğünün sarsıldığı şu günlerde bile en yakın takipçisi Hajduk Split ile arasında 77 milyonluk bir piyasa değeri farkına sahip. Yine son yıllarda Avrupa’da basarı elde etmeye başlayarak lig tarihinde ilk kez iki takimin birden Şampiyonlar Ligi elemelerıne gitmesini sağladılar. Bu hegamonyayı ise 2006-2017 yılları arasında başkanlık yapan Zdravko Mamic ve onun hakem çetesine borçlular. Bu sonraki partlarin konusudur. Futbolcu pazarlama denince Dinamo sadece ülke degil Doğu Avrupa futbolunun öncüsü. Zvonimir Boban, Davor Suker, Ivica Olic, Eduardo, Dejan Lovren, Mario Manzdukic, Luka Modric, Mateo Kovacic, Marcelo Brozovic başkent ekibinin Batı Avrupa kulüplerine iyi fiyatlara sattığı isimler. Ki bu futbolcuların bir kısmı milli takımın başarısında büyük rol oynadı.

GNK Dinamo on Twitter: "PRVACI 2020. ???⚽️??????????? #DINAMOZAGREB #PRVACI… "

Hajduk Split ligin diğer büyüğü olarak öne çıkıyor. 6 Prva HNL şampiyonluguyla ligin en başarılı ikinci takımı, Dinamo’nun baş düşmanı. Yugoslavya ve BHD döneminde ise toplam 12 şampiyonluk kazandılar. Kendilerini bir Split takımı olarak değil Dalmaçya takımı olarak gören Hajduk ülkesindeki deniz insanlarını kucaklıyor. Bu sene 70.yılını görkemli meşale şovlarıyla kutlayan taraftar grupları Torcida Split dünyadaki ilk ultras grubu. Split şehri takimlarına cok bağlı, şehrin her yerinde bir Hajduk grafitisi görebilirsiniz. 70’li ve 80’li yıllarda hem Yugoslavya hem Avrupa futbolunda fırtına gibi esen Hajduk kült bir takım.

Lakin şu an eski günlerini mumla arıyorlar. Son lig şampiyonluklarını 2004-05 sezonunda kazandılar, Dinamo’nun gölgesinde geçirdikleri yıllardan sonra Rijeka ve Osijek gibi kulüplerin de gerisine düştüler. İki kere iflasın eşiğine geldiler. Müzelerine 8 yıldır kupa gitmiyor. 1994-95 sezonundan beri Şampiyonlar Ligi, 2010-11 sezonundan beri Avrupa Ligi gruplarına katılamıyorlar. Geçen sezon Avrupa Ligi 1.Ön Eleme turunda Malta takımına elenen Hajduk lige de korkunç bir başlangıç yapmıştı. Igor Tudor onları biraz toparlasa da sezonu 5.bitirdiler ve Rijeka’nın kupayı kazanması sayesinde Avrupa bileti alabildiler. Bu sefer de temsilcimiz Galatasaray’a elendiler. Yine de Dalmaçya insanı bu kulübe büyük bir bağlılık gösteriyor. Bunu ligimizde boy gösteren bir takıma çok benzettim aslında.

Hajduk i grad Split žele Uefin Superkup, evo što su odgovorili HNS-u - Večernji.hr

Bir de Rijeka var tabii. Hajduk Split’in  Dalmaçya kıyıları içindeki en ciddi rakipleri. Onlar da şehir insaniyla güclü bağlara sahip bir kulüp. Ülkenin üçüncü büyügü ama onlar artık ikinci olduklarını iddia ediyor ki bu biraz doğru sayılır. 2010’lu yıllara kadar 2 Yugoslavya ve 2 Hırvatistan kupası dışında bir başarıya imza atamayan Rijeka yine de istikrarı ile ligin demirbaş takımlarından olmayi başarmıştı. 2010’lu yıllarda İtalyan yatırımcıları sayesinde her geçen sezon güçlenen Rijeka yeni statlarını da açmasıyla değerini hızla katlamaya başladı. 2016-17 sezonunda 88 puan toplayan Rijeka, hem Dinamo’nun 11 senelik şampiyonluk serisine son vermeyi başardı hem de ilk kez lig şampiyonluğunu tadarak şehri sokağa döktü. Son 7 senede 4 kez Hırvatistan Kupasi’nı kazanan Rijeka bu turnuvayı en çok kazanan ikinci takım.

Povijesna sezona Rijeke, pohvale za europska postignuća - Hrvatski nogometni savez

 

AYRILIKTAN ÖNCE HIRVAT KULÜPLERİ

ColdWarFootball on Twitter: "YUG / A rare Rešad Kunovac goal for Partizan Belgrade vs Hajduk Split, 1970s #yugoslavia #football http://t.co/9ltyB2zJH9"

80’li yıllara kadar Hırvat kulüplerinin çok gelistiğini söylemek mümkün değil çünkü ülkenin her alanında bır Sırp etkisi vardı ve buna futbol da dahildi. Devrimin takımları olarak öne çıkan Belgrad’ın iki büyüğü Kızılyıldız ve Partizan sosyalist dönemde oynanan 46 sezonun 32’sinde mutlu sona ulaşan taraf oldu. Hırvat kulüpleri bu hegamonya karşısında varoluş mücadelesi veriyordu. Bu dönemde iki güçlü Hırvat takımı vardı: Dinamo Zagreb ve Hajduk Split.

Dinamo Zagreb 1911 yılında kurulup 1945 yılında Ustaşalarla ilişki icinde bulunma suçlamasıyla yeni hükümet tarafından kapatılan Gradanski Zagreb’in mirasçı takımıdır. Gradanski kapandıktan 3 gün sonra aynı kadro tarafından aynı statta kurulmuştur. Nitekim 2011 yılında Gradanski’nin kazandığı şampiyonlukları tescil ettirip adlarını Gradanski Nagomenti Klub Dinamo Zagreb kısaca GNK Dinamo Zagreb olarak değiştirdiler. Gradanski 5 şampiyonluk ile Yugoslavya Krallığı döneminde en çok sampiyon olan 2 takımdan biriydi. Logoları zaten her şeyi anlatır.

Gradjanski Zagreb | Brands of the World™ | Download vector logos and logotypes

Dinamo komünist rejimle yönetilen Doğu Avrupa ülkelerinde çok popüler olan bir takım ismidir. Yugoslavya Sosyalist Cumhuriyeti döneminde ise Dinamo sadece 4 şampiyonluk kazanabildi. Yine de 1967 Uefa Fuar Şehirleri Kupası şampiyonluğu ile ülkeye ilk Avupa Kupası getiren takım olduklarını ekleyeyim. 1981-82 sezonunda 24 senelik hasrete son verip şampiyon olmaları şehirde büyük bir sevinçle kutlandı. O sezon takımın teknik direktörü olan Blazevic ise bu şampiyonlugun Hırvat bilincini uyandıran ilk olay olduğunu iddia etti.

Evet bu biraz uçuk bir iddia ama Dinamo, Hırvat kökenli taraftarları bir araya getirme işlevi görüyordu. Rejimin ilk yıllarında sosyalist hükümet tarafindan desteklenen bir takımdı Dinamo. Nitekim her Yugoslav takımı gibi onlar da sosyalizmin yıldızını taşırdı.

NK Dinamo Zagreb | Brands of the World™ | Download vector logos and logotypes

Lakin sonraki yıllarda başka ideolojileri de desteklemeye başladılar. Belgrad takımlarıyla rekabet eden Dinamo, Sırp hegamonyasının en büyük düşmanlarindan biri olarak ortaya çıktı. Dinamo’nun Belgrad takımlariyla yaptığı her maç Hirvatistan topraklarında milli maç gibi görülürdü. 1980 yılında günümüzde de kullanılan damalı logosunu tanıtan Dinamo yine de iç savaşa kadar ufak da olsa yıldız taşımaya devam etti.

Daha sonra ölümüne rekabet edeceği Hajduk Split ise bu yıllarda Dinamo’nun dost takımıydı. Bu takımlar Belgrad takimlarına karşı elde ettikleri galibiyetleri birlikte kutlardı. Hajduk Split 1911 yılında Prag’dan dönen ve oradaki futbol ortamından etkilenen bir grup genç tarafından kuruldu. Hajduk kelimesi Haydut anlamına gelir, geçmiste Osmanlı ve Venedik askerlerine karşı mücadele eden düzensiz çetelere denirdi. Yugoslavya Krallığı döneminde 2, BHD döneminde 1 sampiyonluk kazandılar. Devrimden sonra Yugoslavya Ligi kurulana kadar eyalet içinde oynanan Hırvatistan Sosyalist Cumhuriyeti Ligi’nin 2 sezonunda da mutlu sona ulaşan taraf Hajduk’du(Bu şampiyonluklar da tescil edilir.)

Povijest • HNK Hajduk Split

Pek bilinmez ama Hajduk Split, Yugoslav devrimini en çok yansıtan takımdı. Kızılyıldız ve Partizan’dan bile daha çok devrimciydi. BHD döneminde Nazi kuklası hükümet ve onların çeteleri olan Ustaşelerle en ufak bir teması bulunmayan Hajduk Split devamında ortaya çıkan Yugoslav Partizanlarina büyük bir destek verdi. Split, Partizan direnişinin Hirvatistan topraklarında en çok yaşandığı yer oldu, Hajduk da bu ideolojiyi destekledi. En ünlü Split Partizanı olan Stjepan Filipovic, Sırp Çetnikleri tarafından asılirken kollarını açarak “Smrt Faşizmu, Sloboda Narodu”(Faşizme Ölüm, Halklara Özgürlük) diye bağırmış ve bu sözler ileride yeni kurulacak ülkenin en büyük sloglanı olmuştu. Filipovic bir Hajduk taraftarıydı.

Stjepan Stevo Filipović, 75 godina

Nitekim savaştan sonra devlet nişanı ile ödüllendirilen Hajduk, damalı logosunu dev bir yıldız ile değiştirdi. Etnik Hirvat olan Tito  fanatik derecesinde olmasa da bir Hajduk taraftarıydı ve her futbol muhabbetinde bunu dile getirirdi. Yugoslavya Ordusu bu dönem SSCB, Çekoslavakya gibi ülkelerin takımlarıyla rekabet edebilecek, güçlü Slav ırkını ortaya koyacak bir takım oluşturmak istiyordu. Ustaşe döneminde top oynayan Hırvatlar dahil ülkedeki en iyi oyuncuları karmak gibi bir projeleri vardı. Seçilen takım ise Hajduk’du. Onlara Belgrad’a taşınmaları ve ordunun takımı olmaları teklif edildi. Lakin Split şehrine aidiyet duyan Hajduk bu teklifi reddetti. Bunun üzerine Partizan kuruldu ve proje bu yeni kurulan takım üstünde gerçekleşti.

Cem Türktekin on Twitter: "Pek bilinmez ancak -savaş öncesinde- 4'ü arasında Yugoslav kimliğini en çok yansıtan Hırvatların Hajduk Split kulübüdür. 1911 Yılında kurulmuş olmasına karşın Kızılyıldız ve Dinamo Zagreb'in selefleri gibi Nazilerle

Rejim boyunca Kızılyıldız, Partizan ve Dinamo Zagreb dönem dönem devletten destekler aldı. En büyük destegi ise Partizan alıyordu. Ileriki yillarda resmi olarak ordunun takimi olmaktan çıksalar da Partizan üstünden kurulan “Slavlarin Tek Büyük” takimini olusturma ideali devam etti. Partizan 80’li yıllarda adeta masa başında 3 şampiyonluk kazandi. Buna karşın devrimin en büyük destekçisi olan Hajduk hiçbir şekilde destek kabul etmedi. Bu sayede halkla biraz daha iç içe oldular

Yugoslavya Ligi’nin en iyi Hırvat takımı 7 lig ve 9 kupa şampiyonluğuyla açık ara Hajduk Split’ti. 70’li yıllarda Belgrad takımlarına karşı üstünlük kurmayı başaran Hajduk 10 senede 4 sampiyonluk kazandı. Başarıları ülke sınırları ile sınırlı değildi. 1972-73 sezonunda Uefa Kupa Galipleri Kupası’nda yarı final oynayan Hajduk, 1975-76 ve 1979-80 sezonlarında o zamanlar adı Şampiyon Kulüpler Kupası olan Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynadı. Lakin asıl başarı 1983-84 sezonunda geldi. Uefa Kupası’nda yarı finale kadar gelen Hajduk o sene kupayı müzesine götürecek olan Totthenham’ı Yugoslavya’da 2-1 yenmesine rağmen rovanşı 1-0 kaybederek deplasman golü ile elendi. Böylece kulübün efsane dönemi kendisine yakışır bir şekilde kapandı.

Pes Miti del Calcio - View topic - HNK Hajduk Split 1970-1979 | Golden generation

BİR ÜLKEYİ BÖLEN TEKME

Yugoslavya'yı bölen tekmenin 25. yıldönümü... - Son Dakika Spor Haberleri

“Aslında almaya pek paraları da yetmeyen şeyleri almak için ortalıkta dolaşan tuhaf şapkalar takmış adamlarla doludur şehir ve yalnızca Dinamo Zagreb sahasında-kimse kulübün yeni adı  olan Croatia Zagreb’i kullanmıyor- bu ülkenin çok yakın bir zamanda savaşa girmiş olduğu hatırlanır.

Stadın ön cephesinde bir grup askerin heykeli vardır, altında şöyle yazar: “13 Mayıs 1990’da burada Sirbistan’la savaşı bu sahada başlatmış olan bu kulübün taraftarlarına.” Yine de kimse Yugoslav savaşının gerçekten Dinamo Zagreb’le başladığına inanmıyor, ama yakında inanırlar. “Efsaneleşmesi için  bir yüzyıla gerek yok.” demişti bana bir felsefe profesörü ve basketbol hayranı olan Zvarko Puhovski.”

30 sene bile gerekmedi…

Bu bölüme Simon Kuper’in 1993 yılında yayınlanan kült kitabı “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir”den alıntı yaparak başladım. Her savaşın sembolik veya görünürdeki bir başlangıcı vardır. I.Dünya Savaşı, görünürde bir Sırp milliyetçisinin Avusturya-Macaristan veliahtını öldürmesi ile başladı mesela. Yakın zamanın en kanlı savaşlarından biri olan Yugoslavya İç Savaşı ise sembolik olarak Dinamo Zagreb’in mabedi, günümüzde korkunç restorasyonuyla dikkat çeken tarihi Maksimir Stadyumu’nda başladı.

ZAGREB, CROATIA - MAY 26: Maksimir Stadium Is Official Field.. Stock Photo, Picture And Royalty Free Image. Image 21838029.

1980’lı yıllara gelindiğinde Yugoslavya’da büyük bir değisim yaşanıyordu. Tito ölmüş, Doğu Avrupa’da komünizm çökmeye baslamış ve ülke ekonomik sıkıntılarla uğraşmaya başlamıştı. Bu şartlar altında ortaya çıkan devlet başkanı Slobodan Milosevic ülkenin federal yapısını ortadan kaldırarak Sırp kontrolünde merkezi bir Yugoslavya idealini savunuyordu. Kosova ve Vojvodina’nın özerkliklerini kaldıran bu Sırp milliyetçisi ortamı her geçen gün daha da geriyordu. Bu durum zaten yeni olusan dünya düzeninde yer almak isteyen Hırvatlar ve Slovenlerin tahrik olmasına, ayrılık taleplerinin güçlenmesine sebep oldu. 80’li yıllara gelindiğinde Franjo Tudjman önderliğinde Hırvatlar ayrılıkçı milliyetçiliğe kapıldı.

Dinamo Zagreb ise bu ideolojinin en büyük kalelerinden biri oldu. 50 yıl boyunca Yugoslav üst kimliği ile diğer etnik kökenlere mensup insanlarla kardeş gibi yaşayan Hırvatlar “Hırvat” olduklarını tam olarak hissedemiyordu aslında. Ancak Dinamo taraftarları hissediyordu. Tribünlerde Hırvatistan Sosyalist Cumhuriyeti daha sonraki yıllarda BHD bayrakları çekilmeye baslandı. “Dinamoluyum” demek “Hırvatım” demenin bir yolu olmustu.

Bad Blue Boys grubuna ise ayrı bir parantez açmak gerektiğini düşünüyorum. 1986 yılında Sean Pen’in Bad Boy filminden esinlenen bir grup genç tarafından kurulan BBB, Dinamo Zagreb’in ilk tribün grubudur. İngilizlerin taraftar kültürü ve futbol ortamından oldukça etkilenen bu gençler tribünlerinde Union Jack bayrakları da bulunduruyordu. İsimlerini İngilizce olarak taşımalarının sebeplerinden biri budur. Bad Blue Boys günümüzde Avrupa’nın en güçlü tribün oluşumlarından biri. Bu yıllarda ise Hırvatistan topraklarında yeni gelişen ayrılıkçı davanın peşinden gittiler.

Bad Blue Boys Zagreb | Balkanski Navijaci

13 Mayıs 1990 tarihinde Kızılyıldız, Dinamo Zagreb ile karşılaşmak için Zagreb’e geliyordu. O dönemlere damgasını vuran Kizilyildiz; Savicevic’li, Prosinencki’li, Pançev’li, Stojkovic’li uzay takımı tabirini dibine kadar hak eden bir kadroya sahipti. Aynı kadro bundan sonraki sezon Şampiyonlar Ligi’ni kazanacaktı. 1989-90 sezonunda ise en yakın takipçisi Dinamo Zagreb’e 13 puan fark atan Kızılyıldız, Maksimir’e şampiyon geliyordu. Kızılyıldız’lı futbolcuların amacı Maksimir’deki maçı kazanarak şampiyonluk turunu atmak, Dinamo’lu oyuncuların hedefi ise prestij maçını kazanmaktı. Lakin iki takımın da hesapları asla gerçekleşmedi.

O dönem Yugoslav meclisi içindeki ayrılıklar Yugoslavya Komünist Partisi’nin dağılmasıyla sonuçlandı ve ülke cok partili sistemle tanıştı. Maçtan 1 hafta önce yerel seçimler yapıldı. Sırbistan’da adını Sosyalist Parti olarak değiştiren Yugoslavya Komünist Partisi koltuğunu kaybetmezken diğer federasyonları ayrılıkçı partiler aldı. Hırvatistan’da kazanan parti ise Tudjman’in HDZ(Hırvat Demokratik Birliği)siydi. Tudjman o akşam zafer konuşmasında bağımsız ve kapitalist bir Hırvatistan vaadi vererek Sırpları tahrik edebilebileceği kadar tahrik etti. Artık spor mağazalarındakı formalara damalar işlenmeye  başlanmıştı üstelik federasyondaki iş imkanlarında öncelik Hırvat kökenlilere veriliyordu.

O gün Zagreb’e 3.000 Delije üyesi geldi. Delije, Kızılyıldız tribünlerindeki tek ultras grubudur. 1979 yılında tribündeki bütün grupların birleşmesiyle kurulmuştur. Partili gençler tarafından kurulan ve isminden de anlaşılabıleceği üzere devrimci kökler barındıran Kızılyıldız halkın takımı olarak öne çıkmış ve ününü bütün ülkeye yaymıştı. Bosna ve Makedonya’da çok tutulan bir takımdı ve bu yönüyle Yugoslavya’ya çok büyük bir katkı sağlamıştı. Ratko Mitic Stadı bütün etnik kökenleri selamlıyordu. Ta ki 80’lere kadar. Artık Kızılyıldız taraftarları Milosevic’in peşinden gidiyor, şovenist söylemleriyle kulübün diğer etnik kökene mensup taraftarlarının desteğini kaybetmesine sebep oluyordu.

Delije - Alchetron, The Free Social Encyclopedia

Delije’nin başında ise Arkan lakaplı Zeljko Raznatovic vardı. Eski bir Yugoslav ajanının oğlu olan Arkan’ın suç sicili 14 yaşındayken baslamıştı ve oldukça kabarıktı. Avrupa’da hırsızlık, adam kaçırma, saldırı gibi suçlardan pek çok ülkede hapse girdi ama silahla mahkeme basmak dahil hepsinden bir sekilde kaçmayı başardı. En sonunda Interpol tarafindan aranmaya başlayan Arkan ülkesine döndü. Bu pis adam Slobodan Milosevic ile aynı ideolojiyi benimsiyordu. En sonunda dışarıdan aldığı desteklerle Kızılyıldız tribünlerine girip Delije’nin tribün lideri oldu. Oradaki gençlere alkolü yasakladı, saçlarını kısa kestirtti ve ideolojisini aşıladı. Medya ise Arkan’ın Kızılyıldız tribünlerinde holiganlığı bitirdiğini belirterek bu Sırp faşistine övgüler diziyordu. Ta ki 13 Mayıs 1990 tarihine kadar.

Napadač Zvezde kog je zvao Arkan: Ti si sledeći! | Fudbal

Olaylar saha dışında başladı. Ardından stadyumun içinde iyice kızıştı. Delije “Zagreb Sırptır” diye bağırıyor Tudjman’ı öldüreceklerini söylüyordu. BBB tarafı sürekli olarak tahrik altındaydı. Arada oturan tarafsız tribünündeki insanlar Kızılyıldız posterleri yırtmaya başlayınca ortam iyice gerildi. En sonunda da dananın kuyruğu koptu. Delije üyeleri yanlarında getirdiği sülfürik asitle telleri eritip sahaya girdi ve BBB’nin bulunduğu kale arkası tribününe doğru koştu. BBB de bir şekilde sahaya girmeyi başarınca işler iyice sarpa sardü. Futbolcular soyunma tüneline kaçarken ortalık savaş alanına dönmüştü. Polis müdahalesi kısa süre sonra geldi ama bu müdahale sonun başlangıcı olacaktı…

1990 Football Riot Becomes National Myth in Croatia | Balkan Insight

Kavgada üstünlük kuran taraf BBB olunca çoğu Sırp ve Karadağlı’dan oluşan polis kuvvetlerinin milliyetçi duyguları kabardı. Olayları yatıştırma adı altında Hırvat taraftarların üstüne yürüyerek orantısız güç kullandılar. Kavga Delije-BBB kavgası olmaktan çıkmış polis ile Hırvat holiganlarının mevzusuna dönüşmüştü. O esnada birkaç Dinamo oyuncusu olayları yatıştırmak için sahalara dönmüştü. Bunlardan biri de mavililerin yıldız 10 numarası Zvonimir Boban’dı. Bir polisin bir taraftarı copladığını gören Boban sinirlerenerek laf dalaşına girdi. En sonunda bu polise uçan tekme ardından da bir yumruk attı. Boban oradan güçlükle uzaklaştırılırken tribünler “Zvonimir” diye inlemeye başladı. Olaylar polis arabalarının taşlanmasıyla devam etti, Kızılyıldız oyuncuları helikopterle Belgrad’a dönebildi. Kaos ortamı ileriki saatlerde stadın dışında sürerken o gün maçı sunan muhabirler artık her şeyin bittiğini anlamıştı.

The 'Maksimir Myth': 25 Years Since the 'Symbolic Dissolution' of Socialist Yugoslavia – Balkanist

Ne tuhaftır ki Boban’ın tekmeledigi polis daha sonra Boşnak çıktı. Boban ise bir özür konuşması yapmak yerine bu tekmenin bağımsız bir Hırvatistan’ı temsil ettiğini ve yine olsa yine atacağını açıkladı. Boban bu tekmeden dolayı 6 ay futboldan men cezası aldı ve Dünya Kupası’nı kaçırdı.

Zvonimir Boban dünya kamuoyunda büyük bir futbol efsanesi olarak hatırlanılır. 10 sene futbol oynadığı 200’e yakın maça çıktığı Milan’da 4 Serie-A, 3 İtalya Kupası, 1 Şampiyonlar Ligi şampiyonlugu dahil pek çok başarı kazanmıştır. Lakin kendi ülkesinde futbolcu kimliği her zaman ikinci planda kaldı. Bugün Hırvatlar onu bir halk kahramanı olarak hatırlıyor.

HNTV intervju: Zvonimir Boban - YouTube

Lakin bu içi bağımsızlık ve vatanseverlik dolu olan yıldız futbolcu savaşta yer aldı mı? Tabii ki hayır. 1991 yazında Hırvatistan Meclisi’nden bağımsızlık kararı çıktıktan hemen sonra Yugoslavya Federal Ordusu, Hırvat topraklarına girerken 1,5 milyon euroya Milan’a satılan Boban pek çok meslektaşı gibi ülkeden kaçıyordu.

Zvonimir Boban-Milan | กีฬา

Onun yerine savaşan ise Maksimir’de Delije ve polis ile kavga eden BBB üyeleri oldu. İlk Hırvat birliklerini oluşturan BBB üyeleri savaşın en ön saflarında carpıştı ve kollarındaki Dinamo patchleri ile can verdi.

Kavganın diğer tarafında bulunan Delije de cepheye inecekti. Arkan, tribünden güvendiği adamları alıp Tigrovi(Kaplanlar) adında bir milis gücü kurdu. Arkan, Bosna’da Milosevic’in sağ kolu islevini görürken Tigrovi Bosna’daki katliam ve tecavüzlerde büyük bir rol oynadı.

Arkan - Wikipedia

Sırp-Hırvat savaşı iki taraftan da çok üzücü insanlık trajedilerine sahne oldu. Pek çok savaş suçu işlendi ve olan ne olduğunu bile kavrayamayan halka oldu. Hırvatlar, batılıların da desteğiyle topraklarını koruyup bağımsızlığını kabul ettirirken Bad Blue Boys girdiği ilk mücadeleden alnı ak bir şekilde çıkıyordu.

Lakin bütün bu şovlar bittiğinde geriye küçük, milliyetçi ve sosyopat bir devlet kalmış, Balkan kültürü ve Batı Avrupa’ya ayak uydurmak arasında bocalayan insanlar günlük problemlerine gömülmeye baslamisti. Bad Blue Boys ise bu yıllarda kendisini bambaşka bir mücadelenin içinde bulacaktı. Hem de yıllarca ideolojisini benimsedikleri Tudjman ile. Bu sonraki partın konusudur.

DEVAM EDECEK…

Kerem Kizilboga
Latest posts by Kerem Kizilboga (see all)

Kerem Kizilboga

Fenerbahçe ve St.Pauli'yi tutar, Balkan sporu ve Alman liglerini takip eder, spor sosyolojisi üzerine yazılar yazar, metal dinler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir