Çiçeksiz Bahçe / Chelsea vs. Tottenham Hotspur / Premier League 10. Hafta

Premier League’in onuncu haftasında karşılaşan Chelsea ve Tottenham, form grafiğinde zirveyi paylaşıyorlardı. Sezon başından bu yana hücum yapısını oturtamayan Lampard üçlü savunmadan vazgeçerek vites yükseltmiş; Mourinho’nun Harry Kane’i yeniden yorumlamasıyla beraber Tottenham, zirve takipçisi olmuştu. Gelgelelim her iki takım da bu maçta rakibine üstünlük sağlayamadı. Her ne kadar oyunu boyunduruğu altına alamasa da Tottenham, deplasmanda istediği sonuca ulaştı.

A) İlk Yarı

Jose Mourinho, beklenildiği gibi, ana planına sadık kalarak çıkardı takımını sahaya. İlk 11’deki tek değişikliği, sakatlığı bulunan Alderweireld’in yerine genç oyuncu Rodon’u oynatarak yapmıştı. Steven Bergwijn, tüm büyük maçlarda olduğu gibi, yine sol kenardaydı.

Konuk ekip, rakibinin savunmadan topla çıkmasına izin verdi. Ancak orta yuvarlak önüne konuşlanan ve Chelsea’nin birinci bölgeden çıkış alanını daraltan Spurs hücum dörtlüsü, rakibini kanatlara yönlendirdi. Chelseali futbolcular, merkezden topu taşımaya denemeleri halinde, N’dombele – Sissoko – Højbjerg üçlüsünün arasında boğuluyorlardı. Dolayısıyla Lampard, rakibinin merkezdeki baskınlığını kabullenmiş ve kanatları daha etkili kullanmak üzere bir plan yapmıştı. Maviler, savunmadan çıkarken iç oyuncuları Mount ve Kovacic’i çizgilere yaklaştırıyor, bekler ve kanat oyuncularıyla beraber, kenarlarda üçgenler oluşturuyorlardı. Böylelikle savunma önünde topu yönlendirebilecek tek isim olarak Kante kalıyordu ancak onun da görevi topu sağına veya soluna vermekten ibaretti.

Londra'nın iki yakası bir araya geldi, sonuç golsüz beraberlik oldu. Liderlik maçında Mourinho'un Spurs'ü istediği aldı.

Tottenham, rakibinin kenarları kullanarak orta sahayı aşması halinde genişliyor, kendi orta üçlüsüyle ceza sahası önüne bir set çekiyordu. Chelsea’nin kanatları kullanmak konusunda kötü bir performans sergilediği söylenemez. Lampard’ın öğrencileri, özellikle de sağ kanadı kullanarak birçok hücum olgunlaştırdılar. Ancak Spurs’ün savunma setini aşmaları hiç kolay olmadı, pek çok kez bu sete takıldılar. O seti bozabilmek için, 2. ve 3. bölgeler arasındaki hatta girebilecek bir oyuncuya ihtiyaç duyuyorlardı. Fakat santrafor Abraham, hatlar arası bağlantıyı sağlayabilecek bir oyuncu değildi. Sol iç Mason Mount da o bölgeye girmekten imtina ediyordu. Yani Mourinho, arzu ettiği üzere, Chelsea’nin merkezde toplu aksiyonlara girmesini engellemişti. Maviler, ceza alanına, Ziyech’in ters toplarıyla girebiliyordu.

Londra'nın iki yakası bir araya geldi, sonuç golsüz beraberlik oldu. Liderlik maçında Mourinho'un Spurs'ü istediği aldı.
(Werner, Mount, Abraham ve Ziyech’in ısı haritaları.)

Buna karşın Spurs hücumcuları, rakibin savunma önü savunmasını, sıklıkla yarabiliyordu. Bunu sağlayan öndeki 4’lü hattın birbirine yakın durmasıydı. Böylelikle ön tarafta kolayca top dolaştırdılar ve Chelseali’lere karşı muntazaman sayısal üstünlük sağladılar. Kuzey Londra ekibinin hücumundaki acayiplik, Aurier’in rolüyle alakalıydı. Sağ bek oyuncusu, özellikle ilk 30 dakikada, sürekli üçüncü bölgedeydi. Maça sağ kanat olarak başlayan Son en uca, santrafor gibi gözüken Kane merkeze geçiyordu. Böylelikle boşalan sağ kanadı Aurier bindirmeleriyle dolduruyor; Tottenham orta saha üçlüsünün sağında oynayan Sissoko, savunmanın sağına yerleşiyordu.

Londra'nın iki yakası bir araya geldi, sonuç golsüz beraberlik oldu. Liderlik maçında Mourinho'un Spurs'ü istediği aldı. Londra'nın iki yakası bir araya geldi, sonuç golsüz beraberlik oldu. Liderlik maçında Mourinho'un Spurs'ü istediği aldı.

B) İkinci Yarı

İkinci yarının başında taktiksel değişikliğe giden taraf Chelsea oldu. Savunmada kaybettikleri sayısal üstünlüğü kazanmak amacıyla, topu kaybettiklerinde 5’li savunmaya dönmeye başladılar. Sağ bek Reece James sağ stopere, sağ için Kovacic sağ beke geçiyordu. Bu taktiksel değişiklik, Spurs’un rakip kalede tehlike yaratma istikrarını ortadan kaldırdı.

Londra'nın iki yakası bir araya geldi, sonuç golsüz beraberlik oldu. Liderlik maçında Mourinho'un Spurs'ü istediği aldı.

Lampard, kanat hücumlarına ağırlık vermeye devam etti, özellikle devrenin başında, Chelsea ortaları çok sıklaştı. Fakat maçın kötülerinden Tammy Abraham, uygun iki fırsatı değerlendiremedi.

65. dakikaya geldiğimizde Mourinho, oyunda kaldığı süre boyunca müthiş bir performans gösteren, oyunun iki yönünde de takıma büyük katkı sağlayan Ndombele’yi oyundan çıkartarak, Lo Celso’yu sahaya attı. Bu her ne kadar, kötü bir değişiklikmiş gibi gözükse de, Chelsea’nin 50-65 arasındaki üstünlüğünü dengeledi. İlk yarıda Chelsea hücumcularının aşamadığı fakat ikinci yarıda yıkılan savunma seti, yeniden kurulmuştu. Ancak Tottenham, hiçbir hücum etkinliği gösteremiyordu. 65-70 arası Bale veya Moura’nın oyuna girmesinin çok büyük faydasını görebilirdiler ama Mourinho değişikliklerini son dakikalara sakladı.

Maçın son on dakikasında Chelsea tempoyu arttırmaya çalışmış da olsa, golü getirecek pozisyonu bulamadı. Her hâlükârda lig liderini değiştirecek olan Londra derbisi, golsüz beraberlikle sonuçlandı. Bu sonuç, hiç şüphesiz, bugün 20.30’da Fulham’la karşılaşacak olan Leicester City’ye yaradı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir