Beşiktaş Sezon Ortası Değerlendirmesi

Hatayspor maçının ilk 11’leri açıklandığında Beşiktaş’ın 3 defansif orta sahayla çıktığını gördük. Bu sezon Sergen Yalçın’ın, bu orta sahayla çıktığı ilk maç olmadı. Buna benzer bir 3’lüyü ilk defa Gençlerbirliği maçında gördük. Ligin 4. maçıydı ve ilk 3 maçta 1 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet alındı. Beşiktaş, Trabzonspor deplasmanında Atiba-Oğuzhan-Mensah, Antalya karşısında Atiba-Dorukhan-Mensah ve Konyaspor karşısında Dorukhan-Mensah-Ljajic üçlüsüyle sahaya çıktı. Belli ki Sergen Yalçın, ideal 3’lüsünü bulmaya çalışıyordu fakat iç sahada oynadığı Gençlerbirliği maçında bu denli keskin bir dönüş beni baya şaşırttı. Beşiktaş, karşılaşmaya Josef-Dorukhan-Atiba üçlüsüyle çıktı. Rakipte seni zorlayabilecek tipte bir oyuncu yok iken ne rakibi bozabildin ne de atakları şekillendirebildin. Maçın ikinci yarısı başlarken Dorukhan-Mensah değişikliği geldi fakat o da mağlubiyeti önleyemedi.

Ardından Beşiktaş’ın 20 günlük bir arası oldu. Milli takım arası ve 1 haftalık bay geçilen hafta. Sergen Yalçın’ın ve takımın toparlanması adına çok güzel bir zamanlama oldu. Denizlispor deplasmanı 11’i açıklandığında yine Josef-Dorukhan-Atiba üçlüsünü gördük. Gençlerbirliği maçından hocanın ders çıkarmadığını düşündüm. Bu senaryoyu Şenol Güneş’in 3. sezonunda gören bir taraftar olarak, Sergen hocanın da takıntıları olduğunu düşünmeye başladım. Hocanın önceki takımlarda yaptıkları ortadayken ve canı gönülden başarılı olmasını istediğimden dolayı kafamda soru işaretleri belirmeye başladı. Beşiktaş, Denizlispor karşısında fena olmayan bir ilk yarı çıkardı ve 2-0 ile soyunma odasına gitti. İkinci yarının başında Larin’in golüyle fark 3’e çıkınca oyunu rölantiye alıp maçın biteceğini düşündüm. Josef’in 67. dakikada gördüğü kırmızı kart maçın bütün seyrini değiştirdi. Uzun süre maç oynamayan birtakım için olabilecek en kötü senaryo oldu. Hocanın da geciken hamleleri yüzünden maç sıkıntıya girdi fakat bir şekilde Beşiktaş, bu deplasmandan 3 puanla dönmeyi başardı. Karşılaşmanın sonunda görüldü ki bu takım saha içinde problemli ve aklı burada olmayan bir teknik direktörü var.

Yeni Malatyaspor karşılaşması Beşiktaş’ı bu sezon ilk kez beğendiğim karşılaşma oldu. Tabelaya bakınca 1-0’lık skoru görüyoruz ama oyun olarak ortada doyurucu bir performans vardı. Takım olarak inanılmaz bir efor sarf edildi ve dönen topların hepsi kazanıldı. Sergen Yalçın’ın “takım halinde savunma yapıp, takım halinde hücum yapıyoruz” açıklamasının ilk canlı örneği bu karşılaşmada oldu. Ardından ligin sürpriz takımı olan Gaziantep deplasmanına gidildi. Sezon başından bu yana yaşanılan savunma problemi bu maçta ayyuka çıktı. Weliton’un maçın başında sakatlanıp, yerini Montero’ya bırakması problemin başlangıcı oldu. Montero’da önüne gelen şansı elinin tersiyle itti. Yenilen iki golde de çok amatör hatalar yaptı. Sadece 5 gün önce oynanan Yeni Malatya maçında ışık veren takım, bu deplasmanda silik bir görüntü çizdi. Yetenek olarak yeterli olmayabilirsiniz ama bunun yanında hırs ve azimde olmazsa aciz duruma düşersiniz. İkinci yarının başında Dorukhan-Oğuzhan ikilisinin yerine Josef-Mensah ikilisi oyuna girdi. Josef’in oyuna girmesiyle takım daha iyi bir görüntü çizmeye başlamıştı ta ki Ersin’in 55. dakikada kırmızı kartına kadar. Her olumsuzluktan bir olumlu taraf çıkarın derler ya Beşiktaş ve Sergen Yalçın’ın da bu maçtan çıkaracağı olumlu nokta Josef de Souza’nın bu takımın değişilmez oyuncusu olduğu.

Beşiktaş, Gaziantep maçının ardından zorlu bir fikstüre girdi. Önünde Başakşehir, Fenerbahçe, Kasımpaşa ve Alanya gibi zorlu rakipler vardı. Sergen Yalçın’ın Beşiktaş teknik direktörü olarak en ciddi sınavlarından biri başlıyordu. Benim gibi birçok taraftarın pek umudu yoktu. Bu 4 maçta alınan 3 galibiyet bütün ivmeyi değiştirdi. Özellikle Başakşehir ve Fenerbahçe karşısında alınan galibiyetler takımı hem mental olarak hem de öz güven olarak yukarı taşıdı. Başakşehir maçının ilk 11’i açıklandığında Rıdvan’ı görmek acayip sevindirdi. N’Sakala yerine sezon başından beri Rıdvan’ı görmek isteyen biri olarak bu şansı değerlendirmesini çok istiyordum. Dinamizmi ve kalitesiyle farkını hemen ortaya koydu. Hem defansif hem de ofansif performansı iyiydi. Defansif olarak zaafları var fakat bu oyuncunun henüz 19 yaşında olduğunu ve bu yönünü rahatlıkla güçlendirebileceğini görebiliyoruz. Ligin en iyi kanat oyuncusu olan Edin Visca’ya yaka silktirdi ve kanat değiştirmesine sebep oldu. Bir sonraki maçta Fenerbahçe’nin en formda olan ismi Pelkas’a da çok sıkıntı yarattı. Şu iki nüansı görmek bile gelecek adına çok umut verici oldu. Ayrıca hocanın Başakşehir karşısında elindeki en iyi 11’i sahaya sürdüğünü gördük. Teknik ve taktiğin çok konuşulmasının gerek olmadığı bazı maçlar vardır ve bu maçta benim gözümde bunlardan biri. Kart cezalıları ve covidli oyuncuların olduğu bir ortamda sürpriz bir galibiyet geldi. Zorlu 1 aylık fikstürün ilk maçında haneye yazılan 3 puan ne olursa olsun en önemlisiydi. Bu galibiyetin ardından Beşiktaş, Fenerbahçe ile deplasmanda karşı karşıya geldi. Sezonun en zevkli maçı 4-3’lük skorla Beşiktaş’ın oldu. Dile kolay tam 15 yıl sonra, hem de aynı skorla 40 dakika 10 kişi oynadığı karşılaşmada Fenerbahçe’yi, Kadıköy’de yendi. Beşiktaş’ın bu sezonki dönüm noktası bu galibiyet oldu. Bu maçtan sonra takım, oynadığı 8 maçta tam 19 puan topladı. Maça şöyle bir baktığımızda Sergen Yalçın’ın Erol Bulut’u mat ettiğini görüyoruz. Erol hoca, Galatasaray maçında uyguladığı taktiğin aynısıyla Ozan’ı 10 numarada başlattı. Stoperlere pres yaptırıp, o hatalarla hücuma çıkmak istemesi üzerine bir oyun şablonu kurguladı. Bu şablon tutmayınca maç içinde oyun kurgusunda değişikliler yapamadı. 2-0’dan sonra yapacağı değişikliklerle maçı lehine çevirebilirdi fakat onun içinde çok bekledi. Kendi sahanda hem de derbi mücadelesinde ilk 20 dakika sonunda 2-0’lık skorla geriye düşüyorsan anında müdahale yapman lazım. Beşiktaş ise ikinci bölgeden üçüncü bölgeye geçişlerde çok iyi bir performans ortaya koydu. Aboubakar’ın müthiş başlangıcı Fenerbahçe’yi de büyük ölçüde afallattı. Beşiktaş’ın bu maçı kazanmasındaki en büyük etken de orta sahada Fenerbahçe’ye üstünlük sağlaması oldu. Sosa ve Gustavo ikilisi vasatın altında bir performans sergiledi. Josef ise oyun aklı ve tecrübesiyle Beşiktaş adına sezonun en değerli oyuncusu olduğunu bir kez daha gösterdi.

İç sahada oynanan Kasımpaşa ve Erzurum maçları farklı skorlarla kazanıldı. Takımın iki maçta da kilidi geç açtığını görsek de yılmadan, usanmadan hep doğru oyunu oynamaya çalışması sonucu getirdi. İki maç arasında zorlu fikstürün son maçı olan Alanya ile karşılaşıldı. Uzun zaman sonra Sergen Yalçın’ın, Josef-Atiba-Dorukhan üçlüsüyle çıktığını gördük. Bu üçlü tercihi, rakibe pozisyon vermem ve 1 tanede sıkıştırırsam tadından yenmez şeklinde bir tercih idi. Rakibi bozarak geçiş oyunlarında fırsat sağlasalar da rakibin direncini kıracak o paslaşmaları yapamadılar. Durum böyle olunca takım çok defansif kaldı ve kazandığı topları kullanamayınca hapsolan bir Beşiktaş izledik. Ayrıca Davidson’un, Rosier karşısında sağladığı bariz üstünlük de takımın dengesini bozdu. Nerdeyse her ikili mücadelede çalım yedi ve rakibin Beşiktaş kalesinde tehlikeli olmasına neden oldu. Bir yerden sonra can sıkmaya başladı ve bariz bir şekilde kendini oyundan attırmak için rakip oyuncuya müdahalede bulunmaya başladı. Takımlar soyunma odasından dönerken yoktu ve yerini Mensah’a bıraktı. İkinci yarıda da Beşiktaş, ben bu maçı çeviririm havasını vermedi. Alanya’nın fizikli oyuncuları rakibi iyice yordu. Çağdaş Atan ve öğrencileri maçın sonunda 3 puanı hanesine yazdırdı.

Bundan sonraki amaç Galatasaray derbisine kadar kayıpsız gelmekti ve 6 maçta 5 galibiyet-1 beraberlikle takım bunu başardı. Ankaragücü ve Kayseri deplasmanlarında zorlansa da çok kritik 6 puan çıkarmayı başardı. Ankaragücü maçında takımda en az 1 tane kilit çözen oyuncunun önemini görmüş olduk. Rachid Ghezzal, 2 asistle Hatayspor maçında da takımın puanla dönmesinde pay sahibiydi. Şu an ligin asist kralı ve maç sıkıştığı anda yaptığı asistlerle çilingir görevi görüyor. Kayserispor karşısında maçın başlarında Mensah, penaltıyı kaçırmasaydı daha farklı bir senaryo izleyebilirdik ama 89. dakikada N’Koudou’nun penaltısına kadar takım çok zorlandı. Bunda Ghezzal ve Aboubakar’ın olmaması da en büyük faktörlerden biriydi. İç sahada Sivas ve Rize maçları da kayıpsız geçildi. Sivasspor karşılaşmasında Beşiktaş, tartışmalı bir gol ile öne geçse de Hakan Arslan’ın devre arasında gördüğü kırmızı karta kadar iki takımın da birbirine diş geçirdiği bir mücadele izledik. Rakip 10 kişi kaldıktan sonra bütün ibre Beşiktaş’a döndü ve 3-0’lık skorla rahat bir galibiyet elde etti. Rizespor karşısında ise takım üst üste alınan galibiyetlerin getirdiği özgüvenle sahaya çıktı. Müthiş bir performans ve 6-0’lık galibiyetle net bir mesaj verdi. Oynanan son 2 maçta Oğuzhan Özyakup’un yükselen bir form grafiği vardı. Rizespor maçı öncesi en merak ettiğim konulardan biri ilk 11 başlayıp başlamayacağı oldu. Sergen Yalçın’ın basın toplantılarında “bu takımda hak eden herkes oynar” demeçleri vardı. Oğuzhan ise yükselen formuyla ilk 11’i hak ediyordu ve hak ettiği forma şansını buldu. Bize eski günlerindeki performanslarından bir kesit izletti. Çok bariz bir şey var ki o da Oğuzhan iyi olduğu zaman takımı ciddi anlamda çok yukarı taşıdığı. Ayrıca bu maçta Atiba’nın dinlendirilmesi de o olmadığı zaman takımın hız olarak daha yukarı çıktığını gösterdi. Evet, Atiba halen bu takımın çok değerli bir oyuncusu ama özellikle bu tip maçlarda eskisi gibi olmazsa olmazlarından biri değil. Son olarak Cyle Larin’in yükselen formu da bu maçta patlama noktasına geldi. 4 gol-1 asistlik performansıyla Beşiktaş tarihine geçen bir oyun ortaya koydu.

Beşiktaş, Hatayspor karşısına 3 defansif orta saha ile çıktı. Bu sezon Sergen Yalçın’ın çok kez denediği ama sonuç alamadığı bir oyun planı. Umarım sezon boyunca son kez böyle bir 3’lüyü gördüğümüz bir karşılaşma olur. Formda bir rakip ve Aaron Boupendza gibi şu an ligi kasıp kavuran bir oyuncuları var. Attığı 2 golde de bariz savunma hataları var. İnsan şu savunma performansını gördükten sonra alınan 1 puanı öpüp başına koyuyor. Weliton zaten kötü, bir de Vida kötü olunca hiç çekilmez bir hal alıyorlar. N’Sakala konusuna tekrardan değinmeye gerek yok. Sakatlığı yoksa bu takımda Rıdvan oynar. Son olarak Atiba’nın rakip ceza sahası içinde debelendiğini artık görmek istemeyen bir çok taraftardan birisi de benimdir.

Çok kısa derbiden bahsedip yazıyı sonlandırayım. Beşiktaş’ın ilk yapması gereken Fenerbahçe derbisinde olduğu gibi orta saha üstünlüğünü ele almak. Önceki yıllara göre Galatasaray’ın daha zayıf bir orta sahası var ve Josef faktörünü bir kez daha göreceğiz. İşin savunma tarafında ise Galatasaray daha iyi. Özellikle göbekte Marcao-Luyindama ya da Marcao-Donk ikilisine karşı Aboubakar’ın zorlanacağını düşünüyorum. Taylan’ın da yardıma gelmesiyle merkezi iyi kapatıyorlar. Burada da Rosier-Ghezzal ve Rıdvan-Larin ikilisine çok iş düşecek. Sergen Yalçın, sırf defansif yönü daha iyi diye yine N’Sakala ile başlarsa, oyunun hücum yönünde üretkenlik aşağıya iner. Umarım hoca yine 3 defansif orta sahayla başlamaz. Sağlam bir ikilinin yanında -ki bu büyük ihtimalle Josef-Atiba ikilisi olacak- ayağı iyi olan, paslarıyla takımı rahatlatacak bir 3. lazım. İki takım da birbirinden çekinerek çıkarsa çok yavan ve beraberlikle sonuçlanacak bir karşılaşma izleriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir