Aşkın Dinmeyen Gözyaşı

AŞKIN DİNMEYEN GÖZYAŞI

Güneşin, ışığın ve müziğin tanrısı Apollon, her sabah altın arabası ile gökyüzünü dolaşmaktadır. Günlerden bir gün yine gökyüzünü bir uçtan öteki uca dolaşıp dururken aşk tanrısı Eros ile karşılaşır. Eros’un elindeki ok ile yaya bakan Apollon ardından bakışlarını Eros’un bebeksi yüzüne çevirir. Bunun üstüne Güneşin Tanrısı: “Ey aşk Tanrısı! Bu savaş araçları senin eline hiç yakışmıyor. Bu araçları bana verirsen onları savaşta kullanırım. Bilirsin, benim attığım ok yerini bulur. Bu konuda benden daha iyisi yoktur.”

Apollo’nun bu sözlerine çok sinirlenen Aşk Tanrısı’nın gözleri ateş gibi parlar ve şöyle der: “Ey güneşin, müziğin, okun Tanrı’sı güçlü ve akıllı Apollon, söylediklerinde elbet ki doğruluk payı vardır. Senin attığın oklar her şeyi vurabilir mutlaka. Ama unuttuğun bir şey var ki benim oklarım seni vurabilir. Beni nasıl böyle küçümseyebiliyorsun?” Kelimelerini bir hışımla söyleyen Eros bunun ardından oradan uzaklaşır ve Apollon’a kendi oklarının gücünü tattıracağına ant içer.

Günlerden bir gün yeryüzünde çobanlık yaptığı günlerdeki gibi liri çalan Müzik Tanrısı, ağaçların arasında bir başına gezinen Peneus’un kızı, güzeller güzeli Su Perisi Daphne’yi görür. Daphne’nin güzelliğinden çok etkilenen Apollon’un nutku tutulmuştur. Ancak Apollon’un bilmediği bir durum vardır ki o da Su Perisi aynı kendi kız kardeşi Artemis gibi evlenmemeye yemin etmiştir. Uzakta bir çift göz ise bu olayları takip etmektedir. Eros bu gelişmelerin üzerine aklına ettiği yemin gelir ve Apollon’dan nasıl intikam alacağını bulur. Sadağının içinden altın okunu Apollon’a, tahta okunu ise Daphne’ye hedefler ve atışlarında başarılı olur. Altın ok ile vurulan Işık Tanrısı Apollon aşık olur; tahta ok ile vurulan Su Perisi Daphne ise kalbini yeryüzündeki tüm aşklara kapatmış olur.

Günler birbirini kovalarken Daphne’yi izlemek ile yetinemeyen Apollon, Peneus’un kızının karşısına çıkar ve aşkını ona ilan eder. Kalbine saplanan tahta okun da etkisiyle Apollon’dan koşarak uzaklaşmaya başlar. Yorgunluktan adım dahi atamayacak duruma gelen Daphne, Peneus’a onu kurtarması için yalvarır. Su Perisi’nin tüm vücudu kabuk bağlamaya, saçları yaprağa ve son olarak bedeni de bir ağaca dönüşür.

Gördükleri karşısında şoka uğrayan Apollon hüngür hüngür ağlayıp ağaca sarılır ve ağzından şu cümleler dökülür: “Ey güzeller güzeli, ben seni çok sevdim ama sen beni istemedin, benden kaçtın. Madem ki benim sevgilim olamadın o zaman benim onur ağacım olacaksın. Bundan böyle ben ve tüm tanrılar senin ağacının yapraklarıyla süsleyecekler kendilerini. Kokulu saçlarından olan bu ağacın yaprakları yaz kış yeşil kalacak ve ben onlardan taç yapacağım başıma.” Bu güzel sözlerin üzerine Daphne çok etkilenir ve ağaç haliyle Apollon’un önünde eğilir.

Bu aşk hikayesi ülkemizde Antakya’nın Harbiye tarafında geçmiştir. Hatta bir inanış biçimine göre, defne ağaçlarının arasından akan Harbiye Şelalesi’nin Daphne’nin gözyaşları olduğu söylenir.

 

Mert Çakıcı
Latest posts by Mert Çakıcı (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir