15 Sene Sonra Yeniden

2020 tüm dünya için çeşitli felaketlerle devam ederken Fenerbahçe seyircisi de bundan nasibini almaya devam ediyor. Galatasaray ve Trabzonspor’un ardından Beşiktaş da Kadıköy’de 15 yıldır aradığı galibiyeti sonunda buldu. Son yılların en çekişmeli mücadelelerinden birine sahne olan derbiye biraz daha yakından bakalım.

 

İLK 11 SEÇİMİ

Sakatlıktan dönenler, cezalı duruma düşenler derken nasıl bir kurguyla maça başlanacağı hafta boyunca tartışıldı durdu. Ersin’in cezası devam ettiği için Utku kalede alternatifsizdi. Rosier döner dönmez formayı kapmış, Welinton ve N’Sakala dönmelerine rağmen Necip ve Rıdvan geçen haftaki iyi performansları nedeniyle mükâfatlandırılmıştı. Orta saha ve ileri üçlüdeyse kazanan isimler bozulmamıştı. Rakip Fenerbahçe’de Caner yerine Novak’ın sol bekte başlaması en büyük sürprizdi. Bu seçimle birlikte Erol Bulut Caner’in hücum aksiyonlarından vazgeçerken savunmada Rosier-Ghezzal ikilisine karşı daha sağlam bir isimle maça başlıyordu.

 

İLK DEVRE

Maçtan önce en merakla beklenen konulardan birisi hangi tarafın topu ayağında daha fazla tutacağıydı. Sergen Yalçın’ın büyük maç planlarını burada da daha önce çokça konuşmuştuk. Özellikle derbi maçlarında topla fazla oynamayı sevmeyen bir teknik adam. Bununla birlikte Fenerbahçe de sezon içerisinde Trabzonspor, Galatasaray, hatta 5-1 kazanılan Gençlerbirliği maçında bile topla daha az oynayan taraftı. Fenerbahçe ilk dakikalar Rıdvan-Montero kanadından geliştirdiği ataklarla kaleyi yokladı. Maçın yavaştan ısınmaya başladığı anlarda Aboubakar 4. dakikada zımba gibi bir şutla ağları buluyordu. Haftalardır övdüğümüz Larin-Aboubakar ikili oyunları yine başroldeydi. Aboubakar’ın gol öncesi Lemos’a attığı çalım da eski Abou’yu akıllara getiriyordu.

Golden sonra Fenerbahçe net bir şekilde topa daha fazla sahip olsa da uzunca bir süre rakip kalede etkili olamadı. Beşiktaş, ataklarına beklediğimiz şekilde devam ediyordu. Josef gerideki sigorta görevini görürken Atiba ve Mensah hücumda biraz daha etkili rol alıyordu. Bu dakikalarda özellikle Mensah’ın driplingleriyle hücuma çıkılsa da, pas yeteneğinin ve oyun görüşünün kısıtlı olması zaman zaman takımın oyununa kötü etki etti. Maç bu şekilde akışına devam ederken 20. dakikada Aboubakar, Ghezzal’ın adrese teslim ortasında ceza sahasındaki büyük zafiyeti fark ederek hem kendisinin hem takımının 2. golünü attı. Lemos-Tisserand ikilisinin maça kötü başlamasının yanında Gustavo-Sosa’nın da normal oyunlarından epey uzak olmaları ilk 20 dakika boyunca Fenerbahçe adına en göze batan noktalardı. Beşiktaş’ın hızlı hücumlarına orta sahada neredeyse hiç karşılık verilemedi.

MAÇ CANER’İ ÇAĞIRIYOR

2. golden sonra da Fenerbahçe oyun anlamında beklenen reaksiyonu veremedi. Orta sahanın savunma zafiyetinin yanında hücumsal anlamda da epey kısır bir maç geçiriyor olması, Perotti ve Pelkas’ın bir türlü oyuna dahil edilememesi canları sıkmaya başlamıştı ki 35. dakikada kornerden Cisse’nin bulduğu golle fark 1’e indi. O ana kadar pek de sırıtmayan Beşiktaş savunması ilk zafiyetini Cisse’nin rahat bir şekilde kaleyi bulduğu bu golle gösteriyordu. Gelen gole rağmen işler düzelmeyince gözler Caner’e çevrilmişti ki 37. dakikada Perotti’nin sakatlığıyla birlikte oyuna dahil olacaktı. İlk yarının sonuna kadar Mensah ve Aboubakar’ın ceza sahasından şutları dışında bir fırsat yakalanamayınca ilk yarı bu sonuçla tamamlandı.

İKİNCİ DEVRE

Fenerbahçe’nin kulübesinin Beşiktaş’ınkine göre kağıt üstünde daha iyi isimlerden oluşması ciddi bir avantajdı ve sarı-lacivertliler ikinci yarıya iki değişiklikle başladı. Caner’in girmesiyle birlikte Fenerbahçe’nin alışık olduğumuz şekilde kenar hücumlarına bel bağlayacağı barizdi. Bu sebeple Kemal Ademi oyuna dahil oldu ve formsuz Sosa’nın yerine Mert Hakan formayı sırtına geçirdi. İlk yarının hemen başlarında Larin’in ikinci kırmızı kartla oyun dışı kalması şok etkisi yaratsa da karttan 3 dakika sonra Souza’nın yükselttiği topta Necip, Gökhan Gönül’ün üstünden kafayı vurunca fark 3’e çıktı. 2005’teki efsane maçta Beşiktaş’ın alt yaş kategorilerinde yeni yeni forma giymeye başlayan Necip de muhtemelen tüm arkadaşları gibi ileride bir Kadıköy deplasmanında golü atıp tribünlere koşmayı hayal etmişti. Tribünler ne yazık ki boş olsa da Necip gibi uzun süredir kulübün içinde bulunan bir oyuncunun yıllar sonra gelen galibiyette attığı golle rol alması sevindiriciydi.

ŞİMDİ SAVUNMA ZAMANI

Golün getirdiği rahatlık ve 10 kişi olmanın getirdiği tedbirle birlikte Beşiktaş tamamen yarı sahasında rakibi beklemeye başladı. Özellikle bu dakikalarda Atiba ve Josef de Souza oyuna kattıkları olgunlukla takım savunmasına büyük katkı verdiler. Savunmada her ne kadar sağlam bir görüntü çizilse de Necip-Montero’nun zaman zaman aksadığını ve ciddi hatalar yaptığını söylemek mümkün. 3. golden sonra tamamen hücumu düşünmeye başlayan Fenerbahçe tüm silahlarıyla saldırıyordu. Hücumlar da genellikle Caner ve Gökhan’ın kenar ortalarıyla şekilleniyordu ancak ceza sahasında istenilen verim sağlanamadı. Özellikle Ademi gibi hava toplarındaki becerileriyle ön plana çıkan bir oyuncu vasatın üstüne çıkamadı. Ozan, birkaç kafa denemesinin ardından 69’da altıpastan düzgün bir vuruşla farkı yeniden 1’e indirdi. Golden hemen sonra Necip ve Mensah kenara gelirken N’Koudou ve Welinton oyuna dahil oldu. Welinton’un hava toplarındaki üstünlüğünden faydalanmak isteyen Sergen Yalçın,  Fenerbahçe’nin hücuma çıkarken arkasında bıraktığı boşlukları da N’Koudou’yla işlemek istiyordu.

,

Fenerbahçe oyunu tamamen rakip yarı sahaya yığmışken Cisse’nin bir şekilde içeride kalması gerektiği kanaatindeydim. Cisse oyundan çıktıktan sonra da Thiam’ın oyuna alınmasında biraz geç kaldığını söyleyebilirim. Bu dakikalarda tansiyon iyice yükselirken Beşiktaş taraftarı da bu dakikaları yüreği ağzında takip ediyordu. 84’te kale önünde golle burun buruna gelen Mert Hakan topu üstten auta atınca siyah-beyazlı futbolseverler derin bir “Oh!” çekiyordu. İkinci yarı hayli oyundan düşen Ghezzal 86’da kenara gelirken genç Serdar dışında kulübedeki tek savunmacı olan N’Sakala oyuna dahil oldu. Girdikten 2 dakika sonra da N’Koudou’nun klas pasında Süper Lig’deki ilk golüne imza attı. Golden önce kendi sahasından başlayıp attığı olağanüstü depar ve sonrasında yaptığı temiz vuruşla galibiyetin mimarlarından biri oluyordu. Golden sonra Fenerbahçe pes etmedi. 90+6’da Welinton yine bir penaltıya sebebiyet veriyor ve Ozan’ın golüyle durum 4-3’e geliyordu. Bu golden sonra iki taraf da tehlike yaratamayınca maç 4-3 sona eriyor ve bu skorla Beşiktaşlı futbolcular tüm taraftarlarına tatlı bir nostalji yaşatıyordu.

MAÇIN ARDINDAN

Benim bu yazıda anlatmaya çalıştığım ve hafta boyunca bolca konuşulacak birçok şeyin ötesinde Beşiktaş çok önemli bir galibiyet aldı. 15 senedir mutsuz ayrıldığı Kadıköy’de, seriyi epik bir maçla sonlandırdı. Bu maçın puan cetvelindeki öneminden ziyade takıma ve camiaya katacağı hava çok kritik. Öte yandan Fenerbahçe cephesinde de ilk kez bu maçla birlikte ciddi fikir ayrılıklarının baş gösterecek olması bir diğer avantaj. Saha içine dönmek gerekirse Sergen Yalçın’ın pragmatizmi büyük maçlarda kusursuz bir şekilde işlemeye devam ediyor. Sezona başlayan yapıdan çok uzak bir 11’le Kadıköy’e çıkan Sergen Yalçın, Başakşehir maçının ardından bugün de sahadan 3 puanla ayrılmasını bildi. Daha önceki yazılardan da Rıdvan’ı ne kadar beğendiğimi fark ettiğinizi düşünüyorum. Harika geçirdiği Başakşehir maçının ardından Fenerbahçe deplasmanını da başarılı bir şekilde atlatan Rıdvan, 11’deki yerini sağlamlaştırmış gibi gözüküyor. Alternatifi N’sakala’nın da bu kadar eleştirildiği bir dönemde golle buluşması değerli. Atiba-Josef-Mensah üçlüsü kendilerinden bekleneni gayet yerine getirirken Larin-Ghezzal da fena bir maç geçirmediler. Vincent Aboubakar’a ayrı bir parantez açmak gerekir. Sezon başından beri çok yüksek sesle eleştirilmese de gol yollarındaki basiretsizliği taraftarların gözünden kaçmamıştı. Bu maçta attığı iki usta işi golle form grafiğinin yükseleceğini tahmin ediyorum. Defalarca üzerinde durduğum bir konu olan ikinci yarı düşen takım kondisyonunu yine bir kırmızı kart sebebiyle test etme fırsatı bulamadık. Bu sorunun da zamanla düzeleceğini temenni ediyor, herkese iyi haftalar diliyorum.

Eren Eroğlu
Latest posts by Eren Eroğlu (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir